Hakkımızda  -  İletişim
Arama  

 
  BİLGİ BANKASI
 
Prematüre
Yenidoğan
Aylara Göre Gelişim
Anne Sütü ve Emzirme
Yaşa Göre Beslenme
Kalp Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Bulaşıcı Hastalıklar ve Enfeksiyonlar
Sindirim Sistemi
Ürogenital Sistem Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Alerji ve Astım
Endokrin Sistem (Hormonlar)
Romatoloji
Parazitler
Çocuk Güvenliği
Çocuk Onkolojisi
  SÖZLÜK
  BRANŞ DOKTORLARI
Çocuk Cerrahisi
Kulak Burun Boğaz
Plastik Cerrahi
Ortopedi
Pedodonti ( Diş Hekimliği )
Beslenme ve Diyet
Evcil Hayvanlar
Dermatoloji
Göz Hastalıkları
GÖZ HASTALIKLARI
 

 
  TETKİK VE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ
ENDOSKOPİ NEDİR KİME YAPILIR?
BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ
EKOKARDİOGRAFİ NEDİR?
 
Sık Sorulan Sorular
 
•  Emziriyorum ama gribim, sütle grip bulaşır mı?

Grip sadece solunum yolu ile bulaşan bir hastalıktır. Emzirmeden önce ellerinizi yıkar ve mümkünse emzirme sırasında maske takarsanız bebeğinize solunum yolu ile enfeksiyon bulaşması riski azalmış olur. Üstelik biliyorsunuz ki anne sütünün hastalıklardan koruyucu özelliği vardır ve emzirmeniz daha da önem kazanır.


•  Havuz kloru astımlı çocuğum için sakıncalı mı?

      Havuzlardaki klorlu suyun ve klor dışı buharlaşabilen koruyucu gazların astımlı kişilerin akciğerleri için tehlikeli olabileceği konusunda riskler olduğu teorik olarak doğrudur. Ancak astımla ilgili bir kongrede biz de konunun uzmanı öğretim üyelerine bunu sorduk ve şu yanıtı aldık: “Açık havuzlarda bu gazlar uçtuğu için risk yoktur ama kapalı havuzlarda havuzun bulunduğu kapalı ortama girildiği andan itibaren risk başlar, havuza girmek şart değildir. Ancak çocukta ani tıkanma, öksürük nöbeti olmuyorsa tehlike yok demektir diyebiliriz. Üstelik böyle teorik bir riski yıllardır bilmemize rağmen bir kere olsun görmedik. Yanlarında bronş açıcı inhaler tipi ilaçları bulundursunlar yeter”


•  Kaka ve idrar kontrolüne alıştırmak için yaz ayları neden tercih edilir?
Aslında çocukların kaka veya idrarını tutma konusunda eğitimleri her zaman yapılabilir. “Poposu açıkta kaldığı için üşümesin, yazın eğitime başlayalım” dendiğinde evlerinin soba ile ısıtıldığını düşünürsünüz değil mi? Aslında bence asıl sorun üşümeden ziyade kirlenmesi olası koltuk örtüsü, halı vs’ nin kışın kirlendiğinde yıkandıktan sonra kurutulmasının zor olmasıdır.

•  Suçiçeği geçiren kişi banyo yapabilir mi?
Aslınca cilt temizliğinin sağlanması ve döküntüler üzerine bakteriyel enfeksiyonun eklenmemesi için özellikle antiseptik veya antibiyotik özellikli sabunlarla ılık banyo önerilmektedir ama bu tür sabunların bulunması zorluğu, suların pis olması ihtimali vs nedeni ile hastalığın ilk günlerinde banyodan sakınmak gerektiğini düşünüyoruz.

•  Ateş sırasında iğne yapılmaz mı?
Ailelerden çok defa ateşli hastalıklar ve ateş sırasında iğne yapılmaması gerektiğine dair yanlış bilgiler aldık. Tıbben bizim bildiğimiz böyle bir şey yok. Ateşli hastaya ne tür iğneler yapılabilir? İğne denince akla aşı, antibiyotik veya ateş düşürücü geliyor. Yüksek ateşli çocuğa zaten aşı yapılması çok zorunlu değilse önermiyoruz (Bakınız “Aşılar Hakkında Yanlış Bilinenler”). Çocukluk çağında ateş düşürücü olarak enjeksiyonla kullanılabilecek ilaç çeşidi ise neredeyse tektir ve ZATEN AMACI ATEŞ DÜŞÜRMEKTİR. Antibiyotik enjeksiyonuna gelince, antibiyotikler zaten hastalığın tedavisinde kullanılır ve ateşliyken antibiyotik enjeksiyonu yapılması sakıncalı olamaz.

•  İştah şurubu nedir?
Aslında iştah şurubu diye bir şey yoktur! İştahsız çocuk bahsinde de okuyacağınız gibi iştahsızlık ve isteksizlik genelde ya ailelerin davranış hatalarından kaynaklanmakta yada gerçek bazı hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Her iki durumda da var olan iştahsızlığın bir şurupla ortadan düzeleceğini düşünmek mantıksızdır. Maalesef piyasadaki birçok vitamin çocuk doktoru çoğu meslektaşımız tarafından “iştah şurubu” olarak reçete edilmektedir (Lütfen bunu alışkanlık edinmiş meslektaşlarımız alınmasın; bizler hekimlik onuruna saygılı davranan meslektaşlarımızı bu sınıflama dışında tutmak istiyoruz). Gerçekten iştahsız olan ve Psikososyal davranış sorunu olan çocukların tedavisinde bazı psikiyatristler ve beslenme uzmanları iştah açıcı yan etkisi olan bazı ilaçların kullanılabileceğini söylemektedir ama bunlar oldukça sınırlı sayıda vakalardır ve doktora danışmadan kullanılmamalıdır.

•  Kortizon tehlikeli midir?
Kortizon insan vücudunda da böbrek üstü hormon bezleri tarafından da günde 20 miligram (20000 mikrogram) üretilen ve aslında yaşam için çok zorunlu bir hormondur. İlaç olarak kortizon ve türevi maddelerin kullanılması da gerekebilmektedir. Örneğin egzama tedavisinde kullanılan deri ilaçlarının çoğunda, astım tedavisinde kullanılan birçok inhaler tipi ilaçta da kortizon türevi maddeler vardır. Ancak bunların dozu insan vücuduna zarar veremeyecek kadar düşük olup sadece uygulama alanında etki (ve bazen de uygulama alanında yan etki) gösterirler. İç organlara zarar vermesi, yüksek dozda saf kortizonda görülen iştah açma ve kilo alma ve vücutta şişme yan etkileri GÖRÜLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Ayrıca bazı böbrek hastalıklarında, romatizmal hastalıklarda ve lösemi tedavisinde yüksek doz kortizonun tedavi amacı ile kullanılması gerekebilmektedir. Sadece bu durumlarda kortizonun kilo alma, kıllanma, midede asit artışına bağlı ülser, kemik erimesi, yüksek tansiyon gibi yan etkileri olabilir.

•  Günde 3 kez alınması gereken ilaçlar sabah öğlen akşam mı alınmalıdır?
Hayır! Günde 24 saat bulunduğunu düşünürseniz, 24/3= 8 saatte 1 alınmalıdırlar. Yani sabah 8-9’da ilk doz öğlen 1–2 gibi ikinci doz alındığında görüldüğü gibi ilaç araları en fazla 6 saat olmaktadır. Bundan dolayı ilaç biraz sık kullanılmış olur ve doz aşımına bağlı yan etki bile görülebilir. Son doz 21.00 – 22.00 civarı alınmış olsa, gece 22.00 ile sabah 8 arasında vücutta ilaç çok az kalacaktır. Bu kez de sabaha karşı vücut ilaçsız kalır.

•  Kabakulak testislere sıçrarsa kısır mı bırakır?
Kabakulağın komplikasyonları arasında testi iltihabı (orşit) da vardır. Orşit sırasında testis kızarır şişer ve son derece ağrılı olur. Ancak çocukluk çağında testi kılıfı esnek olduğu için testis şişerken kılıfı da yeteri kadar esner ve testis dokusunda tahribat çok az olur ve dolayısı ile kısırlık olması beklenmez. Oysa erişkin erkeklerin testis kılıfları esneklik özelliğini yitirmiş ve bağ dokusu sertleşmiştir. Bundan dolayı kabakulak erişkin erkeklerde testisleri etkilerse kısırlıkla sonuçlanabilir.

•  Neden bazı çocuklar uykuda aşırı terler?
Uykunun 4 fazı vardır. İlk faz uykuya dalış, ikinci faz derin uykuya geçiş fazıdır. Derin uykuya geçilirken, tüm metabolik faaliyetler, kalp ve solunum hızı azalır, kan basıncı düşer, vücut sıcaklığı da azalır. Vücut sıcaklığının azalması için terleme ile su buharlaşması suretiyle ısı kaybı sağlanmalıdır. İşte bu aşamada sıcaklık azalması için gerekli olan su buharlaşması bazı çocuklarda aşırı olur. Tıbben bir önemi yoktur. Oda sıcaklığının terleme sonrasında çocukta üşümeye neden olmayacak derecede tutulması yeterlidir. (Uykunun 3 ve dördüncü fazları:)

•  Kabakulak tek taraflı olursa daha sonra diğer tarafa da olur mu? Kabakulak iki kere geçirilir mi?
Hayır. Kabakulak tükürük bezlerinin viral bir iltihabı olup tek taraflı da geçirilebilir. Kabakulak sırasında tükürük bezleri farklı derecelerde etkilenip bir tükürük bezi diğerinden çok daha fazla şiştiği için tek taraflıymış gibi de görülebilir. Ancak kabakulak kalıcı bağışıklık bıraktığı için ikinci bir defa geçirilmesi mümkün değildir. Ancak tükürük bezlerinin kabakulak dışı başka viral veya bakteriyel enfeksiyonları da geçirilebilir. Bu da kabakulak ile karıştırıldığı için yanlış tanılar söz konusu olabilir.

•  Çocuğumun kulak akıntısı (kiri) çok fazla? Bir sakıncası var mı?

Bu sorunun cevabını KBB uzmanı Dr. Mert Bilgili veriyor.

Dış kulak yolunun 1/3’ünü örten deri aslında yüzümüzü örten derinin kulak içindeki devamıdır. Ancak bu deride yüz derisinden farklı olarak aşısı yağ bezi vardır. Bu salgı (biz serümen diyoruz) yoğun, yapışkan ve antibiyotik özelliğe sahip olup dış etkenlerden kulağı korur. Normal şartlarda banyo sonralarında akışkanlığı artarak dış kulak yolu ağzına kadar gelir ve pamuklu çubuk ile görünen kısmı temizlenebilir. Görünmeyen içteki kısma bir şey sokulmamalıdır.  Bazen bu salgı koyulaşır ve dışarı akamayıp zamanla dış kulak yolunda ve hatta kulak zarı önünde birikip bir tıkaç oluşturur (Bu tıkaca da buşon diyoruz). Buşon görülen çocukların kulak yollarına özellikle banyo günlerinde sık sık gliserin damlatılıp buşon yumuşatılmalı ve banyoda su ile ıslanınca akmasına sağlanmalıdır. Akmayan buşonları bir KBB uzmanı tarafından temizlenmesi gerekebilir.


•  Emzirme sırasında akupunktur yapılarak veya bir başka yöntemle zayıflamak sakıncalı mıdır?

Cevabını diyetisyen Fatmagül Yılmaz yazıyor

Ek besine başlayana kadar diyete başlanmasını tavsiye etmiyorum. Bu da ilk 6 aylık süreci kapsar. Çünkü bebek bu dönemde bütün ihtiyaçlarını anne sütünden sağlar. Ek besinlere başlanınca da mutlaka size özel bir diyet programına dâhil olmalısınız, aksi taktirde süt oluşumunuz azalacaktır. Emziren bir annede sağlıklı kilo verimi haftada 0,5 – 1kg olmalıdır. Daha fazlası sütün miktarı azaltır. Süt verimi zaten annenin hamileliğinde aldığı kiloyu atması için iyi bir süreçtir. Düşük kalorili bir diyet kişinin kendi depolarını kullanmasına da yol açabilir. Bu noktada da annenin sağlığı tehlikeye girer. Bu zorunlu değildir, diyetisyeninizin verdiklerine uyduğunuzda zorlanmadan sağlıklı kilo verimi gerçekleşir.


•  Bıldırcın yumurtasının astım tedavisindeki yeri nedir?
Astım tedavisinde bıldırcın yumurtasının hiçbir yeri yoktur. Marketleri zengin etmekten başka bir yeri olamaz!

•  ASO romatizma testi midir?
ASO streptokok bakterisinin streptolizin-O adlı bir yüzey antijenine karşı vücut tarafından yapılan bir antikordur (Anti Streptolizin O). Sadece streptokok enfeksiyonu geçirildiğinin kanıtıdır. Yani eklem romatizması olunmasa da streptokok enfeksiyonu ASO’nun yükselmesine neden olabilir. Maalesef bazı meslektaşlarımız hâlâ sadece ASO yüksekliğine bakarak (bacak ağrısı olan çocuklarda eklem iltihabı bulgusu olan şişlik, kızarıklık, basamama ve eklemi oynatamama olmamasına karşın) eklem romatizması tanısı koymaktadır.

•  Göze çay banyosu yapılabilir mi? Ne zaman yapılır?

Bu sorunun cevabını Göz Hastalıkları uzmanı Op. Dr. Fatma ALTINSOY veriyor

     Günümüzde antibiyotikli göz damlalarına ulaşmak çok kolay olduğu için göz iltihabında çay banyosunun tedavide yeri yoktur. Kalıntıları kaynamış soğumuş su veya göz banyosu amaçlı solüsyonlar veya serum fizyolojikle temizlemeniz yeterlidir.


•  Dinlendirici gözlük nedir?

Bu sorunun cevabını Göz Hastalıkları uzmanı Op. Dr. Fatma UZUNOĞLU veriyor

Gözlük sadece iyi görmek için takılır. Şaşılığı veya görme tembelliği olan çocukta net görmeyi sağladığı için tedavi edicidir. Ancak göz numaralarının artışı (miyoplarda) veya azalışı (hipermetroplarda) gözün ön - arka çapının büyümesi ile orantılı olduğundan gözlük takmak göz numaralarını büyütmez veya azaltmaz veya tembelliğe neden olmaz. Gözlük ile baş ağrısı yorgunluk ve iyi görememe şikayetleri tedavi edilir.Sadece bu, gözü dinlendirmeye yeter. Bundan dolayı dinlendirici gözlük tabiri kullanımı alışkanlık olmuştur.


•  Yenidoğanın bebeğimin eli ayağı o kadar eldivene rağmen neden buz gibi?
Yenidoğan bebeklerde ısı düzenlemesini sağlayacak deriye yakın duran yüzeysel kılcal damarlar tam olgunlaşmadığı, yüzeysel kan dolaşımı zayıf olduğu için genelde uçlar soğuktur. Ayrıca otonom sinir sistemi de (sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinden oluşan ve kalp hızı, solunum hızı, vücut sıcaklığı gibi istem dışı otomatik işleri halleden sistemdir) henüz tam olgunlaşmamıştır. Bundan dolayı uç kısımlar tam anlamıyla ısınamaz. Bu, bebeğin üşüdüğü anlamına gelmemelidir.

•  Mikrodalga fırınlar zararlı mıdır?

Hayatımızı kolaylaştıran birçok teknolojik yeniliğin bir bedeli olmaktadır. Otomobiller de bir yandan yaşamımızda neredeyse zorunlu hale gelirken bir yandan da kazalar ve çevre kirliliğinde artış ile bunun bedelini ödüyoruz. Kullandığımız birçok cihazda mikrodalga ışınım vardır ve bu ışınımın da bazı zararları olabileceğini unutmamak gerekir. Mikrodalga elektromanyetik bir ışınımdır. Tüm elektrikli araçlar örneğin motorlar, elektrikli ısıtıcılar mikrodalga ışınım yayarlar. Elektromanyetik spektrumun televizyon frekansları ile radyo frekansları arasında yer alır. Mikrodalga fırınlarının frekansları 950 Megahertz ile 2450 Megahertz arasındadır. Mikrodalga fırın çalışması sırasında yayılan ışınımdan korunmak için mümkün olduğunca uzakta durun. Ancak mikrodalga fırında pişen gıdanın zararlı olmadığını da bilin. Elektromanyetik kirlilik konusunda Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Başkanı Sayın Prof. Dr. Nesrin Seyhan’ın yazısını da dikkatle okuyun.


•  Antibiyotikler ve ateş düşürücüler kızamık dökmeye engel midir?

Kızamık, kızamıkçık ve suçiçeği gibi virüslerle oluşturulan bulaşıcı çocuk hastalıklarının seyrine antibiyotikler veya ateş düşürücüler ile engel olmak olanaksızdır. Ateş düşürücü hastalığın dökmesine engel olmaz. Bazen hâlâ dökmesine engel olmamak için ateş düşürücü verilmeyen ve İstanbul’un göbeğinde kızamık nedeniyle ateşli havale geçiren çocuklarımız olmaktadır. Lütfen çevrenizi uyarınız.


•  Yürüteç kullanmak zararlı mıdır?

Önce yarar - zarar dengesi konusunda açıklamalar yapalım sonra birlikte karar verelim. Yürüteç bebeğin doğal yürüme dönemleri sırasında (refleksler dönemi, tam basamadığı çökme dönemi, tekrar ayakları üzerine bastığı istemli ayağa kalkma dönemi ve sıralama - yürüme dönemleri) duraklamaya ve kesintiye neden olur. Bebek yürüteçte aslında yürümez, ayakları ile iteleme yapar. Bacak boyu kısa geldiği için parmak ucuna basar ve bu alışkanlığa neden olabilir. Kısıtlı bir mekânda kaldığı için de psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Kaşla göz arasında masa örtülerini tutup çekerek masa üzerindeki ağır cisimleri üzerine düşürür veya akla gelmedik binbir türlü tehlikeye maruz kalabilir. Yine vücudu daha yerçekimine karşı dik durmaya hazırlıklı olmadığından yığılarak duracağı için kifoz ya da skolyoz gibi omurga eğriliklerine neden olabilir.


•  Aspirin çocuklarda neden artık öcü oldu?

   Aspirin hepimizin en çok bildiği ağrı kesicilerin başında gelir. Keşfinden bu yana 100 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen her gün yeni bir özelliği hakkında yazıları gazetelerin sağlık köşelerinde okuyoruz. Ama birçoğumuzun çocuk doktoru ateşli hastalıklar sırasında özellikle gribal enfeksiyonlarda aspirin kullanımından kaçınmamızı istiyor. Pekiyi bunun nedeni nedir?

   Aspirin “antiinflamatuar” denen bir ilaç grubunun ilk üyesidir. Vücutta siklooksijenaz adlı bir enzimi durdurarak enflamasyon denen (romatizmadaki gibi) mikropsuz iltihapların önünü keser. İbuprofen (örneğin Dolven ve İbufen), naproksen (Apranax gibi) de bu gruptan olup aspirinin yakın akrabalarıdır. Aspirin çocukluk çağında artık sadece kalp ve eklem romatizması (ARA) ile Kawasaki hastalığı denen bir hastalıkta hekim önerisi ile kullanılmaktadır.

    Fakat ibuprofenden farklı olarak aspirin çocuk hastalıklarında önerilmemektedir çünkü Reye sendromu denen bir tabloya neden olabildiği gösterilmiştir. Özellikle suçiçeği ve gribal enfeksiyonlarda aspirin kullanıldığı taktirde Reye sendromu görülmesi olasılığı son drece artmaktadır. Bebe aspirini olarak bilinen aspirinin adı bebeklerde kullanılmasından ziyade dozunun düşük olmasından kaynaklanır. Bebe aspirini daha çok damar sertliği olan erişkinlerde kullanılır. Çocuklarda bebe aspirini kullanılması Reye sendromu riskini azaltmaz!

Reye sendromu nedir? Karaciğerde yağlanma ve karaciğer yetmezliği ile beyin hasarının bir arada görüldüğü bir hastalıktır. İlk kez 1970’lerin ortalarında gribal enfeksiyon ve suçiçeği salgınlarında bu hastalıklarla ilişkili olarak tanımlanmıştır. Belirtileri komaya kadar değişen şuur bozuklukları, havaleler ile sarılık ve kan tahlillerinde karaciğer testlerinde bozulmalardır. Tedavisi tam teşekküllü hastanelerde ve yoğun bakımda yapılmalıdır. En iyi merkezlerde bile ölüm olasılığı %20-40 civarındadır.


•  Erkek bebeklerin sünnet derisini sıyırıp içini temizlemek gerekir mi?

       Çocuk Cerrahınız Fatih Akova yanıtlıyor: Hayır

        Normal şartlarda sunnet derisinin temizliğine gerek yoktur.
çunku sunnet derisi geriye çekilirken ciltte oluşabilecek çatlaklar bizim balanit dediğimiz sunnet derisi enfeksiyonuna  sebep olabilir. Bu sebepten mumkun olduğu kadar bu tip geriye çekme ve temizlemeğe çalişmaktan kaçinilmalidir.

•  Uykusunda bebeğim hiç örtünmüyor, sabaha kadar kırk kere üstünü örtmem gerekiyor. Ne yapmalıyım?
         Bebeklerin hemen hiçbirisi yumuşatıcı reklâmlarındaki bebekler gibi uzun süre örtülü uyuyamazlar. Uyku sırasında örtülü kalan, üstü açılınca kendi kendine pikesini, yorganını çeken bebek olmaz! Bundan dolayı bebeğin uyku sırasındaki kıyafetlerini oda sıcaklığına uygun olarak ayarlayın yeter. Belini açılmasından endişeleniyorsanız badi giydirin. Kışsa tulum uygun olabilir. Üşütmemek(?) amacı ile camı kapıyı kapatıp yazın sıcağında sauna gibi bir odada uyutursanız bebeğiniz bu kez çok ısınacağı için huzursuzlaşır ve uyumaz. Oda sıcaklığını ayarlayabiliyorsanız 24  - 25 derecenin üzerine çıkarmayın. Odasını devamlı havalandırın. Yazın sinek teli takıp camı açık bırakabilirsizniz. Gece uyku kıyafeti de sizinkinden ince 1 kat fazla olsun yeter.

•  Sinek kovucu tabletler ve losyonlar bebekler için sakıncalı mıdır?
   Eğer oda havası devamlı akım halinde olabiliyor ve bebek yoğunlaşan bu kimyasalları solumak zorunda kalmıyorsa sivrisinek tabletleri kullanılabilir. Ama oda kapı ve pencereleri devamlı kapalı tutuluyorsa bu maddeler yoğunlaşacak ve daha yoğun olarak solunacaktır. Sinek kovucu losyonlar ise yüze sürmemek ve  göze kaçırmamak kaydı ile 2 yaş üzerindeki çocuklarda kullanılabilir.

•  Yenidoğan bebeğimi dışarıya çıkarabilir miyim?

Annenin sağlığı izin veriyorsa, yenidoğan bebek çok soğuk olmamak kaydı ile 1 haftalıktan itibaren dışarı çıkarılabilir. Hatta uçağa bile binebilir. Özellikle açık havaya çıkması ( kırsal alan, denşz kıyısı vs) sakınca yoktur. Kapalı alanlardan ise büyük alışveriş merkezlerine gitmesi mümkündür ancak basık tavanlı, içinde sigara içilen kafeterya veya lokantaları önermiyoruz.


•  Mongol lekesi nedir?

kuyruk sokumunda bel ve sırt bölgesinde bulunan koyu mavi-mor lekeye mongol lekesi denir. Nedeni bilinmemektedir. Birçok bebekte iri veya ufak görülebilmekte olup tedavisi gerekli değildir.


•  Bebeğimin bezindeki pembe renk nedir?

Yenidoğan bebeklerin bezinde idrar yaptığı yere denk gelen bölgede bazen açık pembe – turuncu bir renklenme olmaktadır. Buna idrarda bulunan ürat adlı bir kristal neden olmaktadır. Ürat normalde suda çözünebilen bir kristal olup bezde bekledikçe rengi pembeleşir ve ailenin bebeğin idrarından kan geldiğini düşünmesine neden olur. Kandan ayırt etmek için nadiren idrar tahlili yapılması gerekir.


•  Anne sütüyle beslenen bebeğe su verilmeli mi?

Anne sütünün %75 – 80’i sudan ibaret olup tüm su ve besin ihtiyaçlarını karşıladığı için bebeğe çok sıcak havalarda bile su verilmesi gerekmez.


•  Ek gıdalara geçtikten sonra bebeğime ne kadar su vermeliyim?

Ek gıdalara geçtikten sonra, bebek anne sütü almaya devam ediyorsa büyük olasılıkla kendine verilen suyu reddedecektir.


•  Peki bir bebek su içip içmemesi gerektiğini ve ne kadar içeceğini nasıl bilebilir ki?

İnsan vücudunda kandaki su ve tuz miktarlarını algılayıcı bir takım “sensorlar” bulunur. Kalp atım hızımızı veya vücut sıcaklığımızı ayarlayan otomatik merkezler gibi bu sensorlar da su verildiği anda, ihtiyaç varsa bebeğin suyu içmesini sağlayan üst merkezlere mesaj gönderir. Siz bebeğe su verdiğinizde, bebeğin ihtiyacı varsa su içeceğini, yoksa zorlasanız da içemeyeceğini unutmayın. Bebek susuzluğu gidince, (yani sensorlar ‘yeter’ deyince) su içmeyi bırakır, gereğinden fazla içemez.


•  Çocuğuma vitamin gerekli mi?

Amerikan Pediatri akademisinin son (Ağustos 2008) yayınlarından birinde 1 yaş altında sadece D vitamini ve demir kullanılmasının yeterli olduğu; 1 yaş üzerinde ise yeteri kadar taze sebze ve meyve, tahıllı gıdalar, yumurta, süt ürünleri ve balık yenmesi halinde vitamin desteğinin gereksiz olduğu vurgulanmaktadır. (Bkz beslenme bölümü…vitamin başlığı)


•  Anne sütünü nasıl artırabiliriz?

Anne sütünü artırmak için her kültürde ayrı yöntemlerin uygulandığını görüyoruz. Emzirme döneminde, gebeliktekinin % 75’i kadar kalori alımı (yani gebeliktekinden daha az) yeterli olmaktadır. Bu süreçte sadece su alımının artması, bebeğin memeye temasının sağlanması ve annenin yeteri kadar motive olması yeterlidir. Belli bir düzeyin üzerinde endişe, süt verimini azaltabilir.


•  Anne sütü ne kadar süreyle saklanabilir?

Oda sıcaklığında 6 saat, buzdolabında 24 saat derin dondurucuda en az 3 ay saklanabilir. Dondurucudan çıkarılıp oda sıcaklığına getirilen süt tekrar soğutulup ısıtılamaz. Oda sıcaklığına getirilen süt 6 saat daha oda sıcaklığında bekleyebilir.


•  Balıkla beraber yoğurt veya ayran verilebilir mi?

Hem balık hem yoğurt hayvansal proteinler olup tek tek verildiklerinde de eğer bayatsa zehirlenmeye neden olabilirler. Oysa birlikte kullanımlarında eğer tazelerse sadece biz erişkinlerin ağız tadına uygun olmayan bir kombinasyon oluştururlar. Zehirlenmeye neden olmazlar.


•  Bebeğe yasak gıdalar nelerdir?

1 yaş altında yumurta akı, inek sütü (maddi yetersizlik halinde elbette verilmemeli diye diretilemez), tuzlu gıdalar, bal.

1 yaşın üzerinde ise ciğer hariç sakatat, kolalı ve asitli içecekler, beyin kelle, paça vs, kafeinli içecekler verilmemelidir. Çikolata ve şekerlerle ise mümkün olduğu kadar geç tanıştırılmalıdır.


•  Bebeğe ayakkabı almak gerekir mi?

El-cevab: Evet veya hayır. Nasıl yani diyeceksiniz? Bebeğin yaşı yürüme yaşından küçükse, basamıyorsa, sağlık, hijyen veya tıbbi yönden ayakkabı şart değildir. Ancak estetik olarak kıyafetini bütünleyecek bir ayakkabı giymesi neden sakıncalı olsun? Ya da şöyle söyleyebiliriz: Gezmeye giderken veya evde 9,5 aylık bir bebeğin ayağında ayakkabı olmaması sakıncası yoktur. Elbette üşümeyeceği gibi patik vs ile korunuyorsa.


•  Yürüteç kullanabilir miyiz?

Yürütecin ne olduğunu tanımlamamıza sanırım gerek yoktur. Bu tür tekerlekli yürüme yardımcısı aparatların en başta gelen tehlikesi ev kazalarıdır. Yuvarlanma, merdivenden düşme, sobaya çarpma, masa örtüsüne kolayca ulaşıp üzerindekileri çekip dendi üzerine düşürme vs riskleri son derece fazladır. (Biz bile haftada 2-3 kez yürüteç kazası ile karşılaşıyoruz) Ayrıca araştırmalar göstermektedir ki yürüteçlerin çocukların gelişimine hiçbir katkısı bulunmamaktadır. Üstelik uzun süre yürüteçte kalan bebeğin emekleme, doğrulma, sıralama becerilerinde geri kalması olasıdır.


•  Çapak nedir?

Bkz Göz Hastalıkları bölümü: Konjonktivitler


•  Krup nedir?

Ses tellerinin viral iltihabıdır. Çoğu kez kış ve erken bahar aylarında salgın yapar. Ani ses kısıklığı, havlar tarzda öksürük boğaz ağrısı ve hafif – orta ateş ile başlar. Tedavide çoğu kez antibiyotik kullanılmaz. Soğuk su buharı solutulması, adrenali buharı solutulması, nadiren de kortizon iğneleri gerekebilir. Çoğu kez 15 güne kadar uzayan kuru öksürük yapar.


•  Çocuğumu enfeksiyonlardan nasıl koruyabilirim?

Sağlıklı ve düzenli uyku, düzenli C vitamini alımı, grip aşısı, aşırı olmayan hijyen, yaşı uygunsa spor (lenf dolaşımını arttırıp bağışıklığı birçok farklı şekilde güçlendirir) bağışıklığı güçlendirip hastalıklardan korur. Ayrıca çinko, ekinezya, propolis gibi bitkisel ve doğal maddeler içeren çay ve şuruplar da yaş ve kilosuna uygun olarak kullanılabilir.


•  Döküntülü hastalıklarda ateşi düşürmek doğru mudur?

Evet, hiçbir sakınca yoktur. Döküntülü hastalık sırasında ateş düşürülmeyerek hastalığın seyrine engel olmama kaygısı hep yanlış bilinen bir uygulamadır. Hastalık başladıktan yani ok yaydan çıktıktan sonra ateş düşürülmemesi seyri değiştirmez. Üstelik bir de ateşli havale riskini getirmektedir.


•  Suçiçeği geçiren kişi banyo yapabilir mi?

Aslınca cilt temizliğinin sağlanması ve döküntüler üzerine bakteriyel enfeksiyonun eklenmemesi için özellikle antiseptik veya antibiyotik özellikli sabunlarla ılık banyo önerilmektedir ama bu tür sabunların bulunması zorluğu, suların pis olması ihtimali vs nedeni ile hastalığın ilk günlerinde banyodan sakınmak gerektiğini düşünüyoruz.


•  Grip sırasında antibiyotik kullanımı koruyucu mudur?

Grip tamamen virüslerden kaynaklanan bir hastalıktır. Burun ve boğazda hastalık yapmadan bulunan flora bakterileri oranın mikroflorasını oluşturur. Viral enfensiyon sırasında burun ve boğazda doğal olarak bulunan bu bakteriler antibiyotik kullanımı ile ölüp yerlerine, o antibiyotiğe daha dirençli bakteriler yerleşebilir. Bunun için viral enfeksiyonlar sırasında antibiyotik kullanımı önerilmez.


•  Aşı zamanını geçirince aşı yapılabilir mi? O zaman ne olur?

Genellikle unutulan veya herhangi bir nedenle aksatılan aşıların hemen yapılması önerilir. Örneğin 12. ayda yapılması gereken suçiçeği aşısı ailenin tatilde olması nedeni le 3 hafta gecikse… 3 hafta sonra memleketten döndüklerinde aşı yapılabilir mi? O sırada çocuk suçiçeği geçirmemişse tabii ki yapılır. Bu gecikme süresi ne olursa olsun aşı programına kalındığı yerden devam edilmelidir.

 


•  Yanlışlıkla tekrar aşı yapılırsa ne olur?

“Geçen sene ayağıma bir çivi batmıştı ama o zaman tetanoz aşısı olmuş muydum hatırlamıyorum” Ya da “Çocuğun aşı takvimini kaybettik, ablasının okulunda da kabakulak salgını var, acaba kabakulak aşısını yaptırmış mıydık; yeniden yapsak ne olur?” Bu ve benzer durumlarla çok karşılaşıyoruz. Genel cevap ise şu: Yapılıp yapılmadığından emin olunamıyorsa, o aşı yapılmadı kabul edilir. Fazladan aşı yapılması ise çocuğa asla zarar veremez (Tabii ailenin cüzdanından çıkacak para ve çocuğun canının acıması hariç).


•  Grip aşısı kimlere gerekli?

Yakın zamana kadar grip aşısı, yaşlı kronik akciğer ve kalp hastalığı olanlar, kistik fibrozis gibi kronik akciğer hastası çocuklar ve çocuk esirgeme kurumu bakımevlerinde çok yoğun nüfuslu yerlerde yaşayanlara rutin olarak önerilirdi.  Ancak yine Amerikan Pediatri Akademisinin web sitesinde yayınlanan bir araştırmada okul çağı çocuklarda da rutin grip aşısı uygulamayı önermektedir. (Bkz Aşılar/grip aşısı)


•  Grip aşısı ne zaman yapılır? Ocak ayında grip aşısı yapılmaz mı?

Ocak ayında veya Kasım’dan sonra grip aşısı yapılmaz diye bir şey olamaz. Grip aşısı yaklaşık eylül ayı başında piyasaya çıkar. O tarihlerde grip aşısı yapılırsa aşının tutma olasılığı doğal olarak daha fazla olacaktır. Ama ocak ayına kadar 3 kez grip geçiren bir kişiye aşı yapılırsa elbette etkisi daha az olacaktır. Ancak aşı hiç yapılmaz veya hiç tutmaz diye bir şey olamaz. Çünkü aşıya yanıtta rol oynayan bağışıklı hücreleri aylardan ocak mı şubat mı ayırt edemez.


•  Yeni aşılar Türkiye’de insanlar üzerinde deneniyor mu?

Maalesef bazı meslektaşlarımızın bile bazen yeni aşıları tereddütle karşıladığını ve “Bu aşılar yeni, Türkiye’de deneniyor” vs ifadesi ile aileleri bu aşılara karşı soğuttuğunu görüyoruz. Bir aşı veya ilacın toplumda kullanılmasından önce her biri bazen yıllar süren 3 faz çalışması olur. Laboratuar fazı, hayvan deneyleri ve insan deneyleri(Bu insan deneyleri para karşılığı, gönüllüler üzerine olur) Etki, yan etki, güvenilirlik vs ispatlandıktan sonra bazı bağımsız denetleme kurulları ve ülkelerin sağlık bakanlıkları tarafından bir kez daha kontrol edilip piyasaya verilebilir. Dolayısı ile üçüncü dünya ülkelerinde, az gelişmiş ülkelerde denenerek kullanılması fikri sadece şehir efsanesidir. Gelişmiş ülkeler bir aşıyı ulusal aşı takvimine alabiliyorsa biz neden kendi yavrularımıza uygulamayalım? Bizim çocuklarımız onlarınkinden değersiz mi?


•  Çocuklarda ağız kokusu neden olur?

Erişkinlerdeki kadar olmasa da çocuklarda da ağız kokusu sorununa rastlanabilmektedir. Sadece sabah olup gün içinde devam etmeyen ve kısa süre devam eden kokular çok önemli değildir. Ancak devamlı pis koku incelemeyi gerektirebilir. Nedenleri: ağız hijyeninin yetersiz olması, yeterli salya salgısının olmaması, geniz etine bağlı ağız açık uyunup dişetlerinin kuruması, sinüs iltihapları, gastroösefageal reflü genel ağız kokusu nedenleri arasındadır.


•  Çocukların kulağından devamlı akıntı gelmesi normal midir?

Dış kulak yolunu örten deri, yüz cildinin kulak içinde devamıdır. Ciltteki yağ bezlerinin sayısı kulak içinde çok artar ve ter bezi sayısı azalır. İşte bu yağ bezlerinin dış kulak yolunda yaptığı salgı aslında kulağı dış etkenlerden koruyan bir bariyer görevine sahiptir. Kulak içine kulak çubuğu sokarak temizlenmesi değil dışa akan fazlasının silinmesi önerilir.


•  Çocuğumu ne zaman yuvaya başlatabilirim?

Her ailenin şartları okula veya kreşe başlama yaşında değişkenlik gösterir. Çalışan anne babanın evde bebek veya çocuk bakacak yardımcısı olması veya olmaması, işyerinin kurumsal kreşi olması veya olmaması gibi şartlar belirleyicidir. Ayrıca çocuğun ve anne-babanın kişilik yapısı da önemli. Örneğin çok baskın ve korumacı bir anne tarafından yetiştirilen silik bir çocuğun kreşe başlaması yaşı mümkün olduğu kadar geç olmalıdır. Oysa hastalarımdan takip ettiğim ve 20 aylıkken anne babadan ayrılıp tam günlük kreşe 1 haftada uyum sağlayan çocuk da olmuştur. Burada kreşe başlama yaşı için klişe bir cevap olmadığı görülmektedir. Yukarıda sayılan ve akla gelmedik birçok faktör bir arada değerlendirilmelidir. Genel olarak 2 - 3 yaş arasında oyun gruplarında haftanın 1-2 günü kısa sürelerle ve çocuğa bakan kişinin eşliğinde faaliyetlere başlamayı öneriyoruz. Burada amaç çocuğu birden yabancı bir ortama atmamaktır. 36 ayı bitirmeyen çocuklara tam gün kreşi önermiyoruz.

Kreş ve yuvalara devam etmede amaç ise çocuğun sosyalleşmesini sağlamak paylaşmayı öğretmek, grup içi davranış, liderlik vasıfları kazandırma ve kurallara uymayı öğretmedir. Kreş sadece çocuğun giyim ve beslenme işlemlerini sağlayacak fiziki ortam değildir.


•  Bebeğim 15 aylık ama hala dişi çıkmadı.

Benim kızım da ilk dişini 16 ay 22 günlükken çıkardı. Bunca hastamın arasında dişi en geç çıkan bebek de Duru’dur. Bunun tıbben bir sakıncası yoktur. Diş çıkma zamanının belirleyen birtakım hormonal faktörlerdir. Bebeğin aldığı gıdalar ise çıkma zamanını değil, çıkan dişin sağlamlığını belirler.


•  Bebeğin parmak emmesi zararlı mıdır?

2 aylıktan itibaren bebekler ellerini ağızlarına götürüp parmak emmeye başlarlar. Bu hareket beynin, amaçlı hareketleri kontrol eden korteks (kabuk=gri cevher) kısmının aktivitesinin yeterliliğini gösterir. 2 aylıktan itibaren elini ağza götürebilmesi, bu yönden sağlıklı ve normal bir göstergedir. Elini emen bebek rahatlar, endorfin adlı mutluluk hormonu salgılar. Ellerini emmesi engellenen bebekler endorfin salgılamaz ve strese girer.


•  Bebeğe emzik vermeli miyiz?

2002 yılında İstanbul’da düzenlenen bir kongrede (ESPID 2002) İstanbul Tıp Fakültesinden öğretim üyesi Prof Dr Zeynep İNCE ile Hollandalı bir öğretim üyesinin tartışmasından çıkardığım ve o zamandan beri uyguladığım bir yöntemi anlatmak istiyorum. Bebeklere, 3 haftalıktan önce (bazı istisnalar hariç) emzik önerilmez. İlk 3 haftada bebek sadece anne memesine adapte olmalı, değişik meme ucu kıvamları ile kafasının karışmasına izin verilmemelidir. (Buna “nipple confusion” denir) 3 haftalıktan sonra ise şu 3 ana durum dışında ağzında devamlı oyalanma için emzik kullanılmasını önermiyoruz: Gaz sancısının şiddetlenme dönemleri, aşı, kan alımı gibi ağrılı işlemler ve uykuya dalış.


•  Diş hekimine ne zaman gitmeliyiz?

Rutin kontrol için diş hekimine 2-3 yaş civarında gidilmesi önerilir. Ama diş çıkması sürecinde sorun yaşanıyorsa, dişlerde lekelenme, eğrilik, şekil bozukluğu vs varsa erken diş hekimi ziyareti de önerilir.

 


•  Dişler geç çıkınca daha az mı çürük olur?

Geç çıkan dişler dış etkenlere de daha geç maruz kalacağı için doğal olarak daha geç çürüyecektir.


•  Diş çıkması sırasında ishal olunur mu?

Dişler çıkarken aşırı salya salgısı olur. Bu salyanın bir kısmı dışarı akarken dışarı akandan çok daha fazlası yutulmakta ve dışkı akışkanlığı artmaktadır. İşte diş çıkması sırasında olan sadece bu dışkıdaki cıvıklaşmadır. Gerçek barsak enfeksiyonu şeklinde ishal beklenmemelidir.


•  Diş gıcırdatma nedenleri?

Halk arasında çoğu kez sanıldığı gibi diş gıcırdatma sadece barsak parazitlerinden kaynaklanmamaktadır. Bebeklik çağında uyanıkken diş gıcırdatma bebeğin bedenini keşfetmek amacıyla yaptığı bir harekettir. Daha büyük yaşlarda ise çocukların gündüz yaşadıkları gerginliklerden dolayı diş gıcırdattığı kabul edilmektedir. Oysa gerginliğin nedeni bilinip soruna neden olan durum ortadan kaldırılsa diş gıcırdatma da geriler.


•  Emziriyorum ama gribim, sütle grip bulaşır mı?

Grip sadece solunum yolu ile bulaşan bir hastalıktır. Emzirmeden önce ellerinizi yıkar ve mümkünse emzirme sırasında maske takarsanız bebeğinize solunum yolu ile enfeksiyon bulaşması riski azalmış olur. Üstelik biliyorsunuz ki anne sütünün hastalıklardan koruyucu özelliği vardır ve emzirmeniz daha da önem kazanır.


•  Yaz aylarında yumurta yedirirsek ağır gelir mi?

Önce şunu belirtmeliyim: Ağır gelmesi ne demek bunu anlayamıyorum. Üstelik Bir kişi yumurtaya alerjikse yaz da kış da olsa alerjik olacaktır. Ayrıca yaz aylarında yumurta yenmese de sıcak ve rutubet ile isilik olunur. Peki bu durumda yumurta tazeyse ve alerjiye neden olmuyorsa neden "ağır" gelsin?


•  Çocuğumda sık sık ağız yarası çıkıyor, vitaminsizlikten olabilir mi?

Bu ağız yaralarının çoğunun nedeni bilinmiyor. Bazıları ise herpes denen bir virüsün neden olduğu aftlardır. Vitamin eksikliği ile ilgisi olduğuna dair veri yoktur.


•  Kızım 2.5 yaşında, oyuncakları ile oynamayıp benimle mutfaktan çıkmıyor, neden?

Çocuklar için yaptığınız her iş oyun, kullandığınız her eşya da oyuncaktır. Kızınıza göre siz kendi oyuncaklarınızla oynuyorken o da yalnız başına kendi oyuncakları ile oynamak yerine sizinle oynamayı tercih edecektir. O zaman kızınıza mutfakta oynayabileceği ve onun için tehlikeli olmayacak bazı eşyalar verip oynamasına fırsat yaratın. O da sizinle “aşçılık” oynasın. Ayrıca siz de sık sık kızınızla baş başa kalıp onun oyuncakları ile oynayın. O zaman daha huzurlu ve rahat olduğunu göreceksiniz.


•  Göz altlarındaki halkalar normal mi?

Sarışın kişilerde normal olabilen göz altı halkaları bazen bazı hastalıkların da belirtisi olabilir: Burun tıkanıklıklarında göz altı halkaları ortaya çıkar. Allerjik bünyelerde olabilir veya kronik sinüzitte göz altı halkası vardır.


•  Her beslenme sonrası kaka yapıyor, normal mi?

Sağlıklı bir sindirim sistemi çalışması şöyledir: Mideye gıda girince tüm sindirim sistemine yayılan elektriksel uyarılar barsakların da çalışmasını sağlar. Barsaklar çalışınca da o öğünde yenen değil, daha önceki öğünlerde yenip sindirilmiş olan gıdaların posası dışkı olarak atılı. Bu gastrokolik refleks adı ile anılan bir refleks olup tamamen normaldir. Eğer bebek iştahı normal ve sağlıklı kilo alıyors, bu şekildeki dışkılama anormal kabul edilemez.


•  Neden bebeğim geri geri emekliyor?

İlk emekleme çalışmaları sırasında bebekler nörolojik olark ileri gitmeyi beceremediği için geri emekler. Bir masa veya sandalye altına girer ama ileri emeklemeyi beceremediği için oradan çıkamaz ve bağırıp çığlık atarak sizi çağırır. Bu defalarca tekrar eder. İleri hareket nörolojik olunlaşma ile gerçekleşecektir merak etmeyin; endişeleneceğinize bu günlerin tadını çıkarın.


•  Elini neden sık sık kulağına götürüyor?

Birçok bebek 4-5 aylıkken kulağının varlığını keşfeder ve oynamak hoşuna gider. İleri yaşlarda (1-2 yaş) ise kulağı kaşımak çok zevkli birşey olduğu için veya dış kulak yolundaki kirin kaşıntısından dolayı eli kulağa gidebilir. Ayrıca azı dişler çıkarken de dış kualk yoluna yansıyan ağrı olup bebk elini kulağına götürebilir.


•  Bebeğim neden gözü açık uyuyor?

Bazı çocuklarda çok erken bebeklik çağında başlayıp 1,5 yaşa dek sürebilen bu durumun nedeni tam olarak bilinmiyor. Göz açık uyuma durumu bazı çocuklarda zaman zaman gözün aralık kalması şeklinde  olabilirken bazı kişilerde göz tam açık ve geceler boyu sürebilmektedir. Bu durumda bile çoğu kez gözde kuluma görülmemekle birlikte göz doktorları bazı vakalarda jel kıvamında sentetik göz damlaları vererek kornea zedelenmesini amaçlayabilmektedir. Zararsız olan bu durum genelde 1.5 yaştan sonra kendiliğinden kaybolur.


  Terimler Sözlüğü
  Kısa ürün bilgisi (küb) ve kullanma talimatının (kt) hazırlanmasında kullanılmak üzere...
  >>
  Kitaplar
  Bebek bakımı, çocuk ve ergen ruh sağlığı, ilk yardım yöntemleri hakkında önerdiğimiz kitaplar...
  >>
  Hipokrat Yemini
 

Hipokrat’in kim olduğunu, Hipokrat Yemini’ nin ne olduğunu biliyor musunuz?

  >>
  Linkler
  İnternet meraklılarının ilgisini çekebileceğini düşündüğümüz ve önerdiğimiz siteler.
  >>
  E-bülten Aboneliği
Adınız ve soyadınız
E-posta adresiniz