Guillan Barré Sendromu

Guillan-Barré Sendromu

Bu garip adı, birçok doktor arkadaşımız bile doğru telaffuz edemiyor. Önce telaffuz dersi ile başlayalım isterseniz: Giyan bare sendromu. Bu hastalığın adı bu hastalığı keşfeden iki Fransız doktorun adından geliyor. (Maalesef tıp literatüründe bir Türk doktorun adının geçtiği tek bir hastalık var: Behçet Hastalığı)

Guillan-Barré Sendromu (GBS) Nedir?

Yazı boyunca kısaca GBS diyeceğiz artık. (Çok uzun, yaz yaz bitmiyor)

Çocuk hastalıkları arasında oldukça nadir rastlanan bir durumdur. Ama 2009 kışında domuz gribi aşısının yan etkileri arasında “felç” sözü sık sık geçince, kastedilen felç GBS olduğu için burada kısaca açıklayacağız.

Bir kere olay geçici bir sinir felci; vakaların çok büyük bir kısmı tam olarak iyileşebiliyor. Beyin ve omurilik dışındaki sinirlerin (hani kol ve bacaklardaki sinir dokusu var ya, onlar) felci. Söylediğimiz gibi çok nadir; 100.000’de 1 görülür.

Bu durum aslında otoimmüniteden kaynaklanıyor. (OTO-immünite: Vücudun kendi dokularını yabancı doku olarak algılayıp bağışıklık sisteminin o dokulara zarar vermesi) Burada zarar gören sinir hücreleri. Omurilik ve beyinden çıkan sinirlerin görevi, beyinden hareket emrini kaslara ve deriden de sıcak, bası, ağrı gibi duyu sinyallerini beyne taşımaktır. Bu dokular hasar görünce ne olur? Hareket edilemez ve duyu kaybı, karıncalanma ve hatta ağrı olur.

GBS her ne kadar nadirse de solunum kaslarını etkilemesi durumunda soluk almak imkansızlaşır. Bu kez soluksuz kalıp ölmesin diye hasta suni solunum aygıtına bağlanır. Geçici süren bu durum kendiliğinden tamamen düzelir.

GBS’nin nedenleri nelerdir? Aşılarla ilgisi nedir?

Kimse GBS’a neden olanın ne olduğunu tam olarak bilmiyor ama çoğu kişinin hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasından önce aşılanma, ateşli bir üst solunum yolu enfeksiyonu veya ishal geçirme gibi bir şeyler yaşadığı görülüyor. Sadece domuz gribi değil her tür aşıdan sonra ortaya çıkma riski vardır. (ister aşılarla ister enfeksiyonla vücuda girmiş olsun olay sanki daha çok virüslerle ilgili gibi) (Ne mutlu ki hepimizin her zaman yaşayabildiği bu tür hastalıklar veya çocuklarımızın olduğu her aşıdan sonra GBS ile karşılaşmak endişesi taşımıyoruz; çünkü çok ender!)

Guillan-Barré Sendromu belirtileri nelerdir?

İlk belirtiler genelde ayak ve bacaklarda kas zayıflığı ve iğnelenme hissidir. İlk belirtinin başlamasından, en ağır tablonun yerleşmesine kadar 2 hafta gibi bir kısa süre geçer. Kas zaafiyeti nedeni ile yürüyemez, yutkunamaz hale gelen hastanın konuşması da bozulabilir. Refleksleri de kaybolur (Örneğin diz kapağına vurulduğunda bacağı atmaz olur)

Guillan-Barré Sendromu Teşhisi nasıl olur?

Doktor hastanın hikâyesini alır, muayene eder ve tanı için bazı testler uygular: Belinden su alınması ve EMG ile sinir ileti hızı testi bunların arasındadır.

GBS tedavisi nasıl olur?

Bir kere hasta mutlaka yatarak hatta yoğun balkım ünitesinde tedavi edilmelidir. Çünkü hastalık seyri, felçlerin nereye kadar ilerleyebileceği bilinmemektedir. Sonlum, kan basıncı ve nabız gibi hayati işlevler yakından izlenir.

Bu arada 2 ana tedavi işleminden biri veya ikisi yapılabilir:

Plazmaferez

Kan, vücudun bir damarından alınıp özel bir filtre cihazından geçirilir ve başka bir damardan vücuda geri verilir. Bu işlem sırasında sinir dokularına zararlı oto-antikorlar ayıklanmış olur.

IVIG (intravenöz immün globulin) verilmesi

Gönüllü vericilerden elde edilen sağlıklı saf antikorlar oto-antikorların sinir hücrelerine zara vermesine engel olur.

GBS’nin iyileşmesi

Ne kadar ağır ve dramatik bir tablo değil mi? İyi haber şu ki ehil ellerde iyileşme %100’e yakın mümkündür. İyileşme belirtilerinin başlamasından tam şifaya kadar geçen süre bazen 3 yıla kadar uzayabilir. Bu süreç zihinsel ve bedensel olarak son derece yıpratıcıdır. Çok aniden başlaması ve hiçbir ön belirtisi olmaması nedeniyle şok edici olan bu tablodan sonra en endişe verici nokta yinelemesi endişesidir. Yinelemeler çok nadirdir.

Bu yazıyı paylaş:

Uzm. Dr. Erdem Uzunoğlu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Uzm. Dr. Erdem Uzunoğlu1992 senesinde temel tıp eğitimimi İstanbul Tıp Fakültesi’nde (Çapa) tamamladıktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nı kazanarak 1997’de  ihtisasımı tamamladım. 1997-1999 yılları arasında İstanbul Harp Akademileri’ndeki askerlik vazifemi tamamladığımdan beri Pediatri Uzmanı olarak çalışmaktayım. 2008 senesinden beridir de İstanbul Pediatri Merkezi‘nde hasta kabul ediyorum.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir