Baba ve Çocuk

Baba ve Çocuk

Çocuğun ruh sağlığında babanın önemi nedir? Çocuk-baba ilişkisi neden önemlidir?

Okul öncesi dönemde çocuklar daha çok annelerine bağlı görünseler de onların annelerine olduğu kadar babalarına da ihtiyaçları vardır. Fakat bu dönemdeki çocukların ihtiyaçlarının büyük bir kısmı anneleri tarafından karşılandığı ve genellikle anneleriyle daha fazla zaman geçirdiği için kendilerini onlara daha yakın hissedebilirler. Bu durum ise, babaların kendilerini dışlanmış hissetmelerine ve bazen de çocuklarının kendilerine ihtiyacı olmadığını düşünmelerine sebep olabilir. Fakat unutulmamalıdır ki, çocukların hem annelerine hem de babalarının yakın ilgi ve sevgisine ihtiyaç duyarlar.

Babaların çocuğun gelişim döneminde önemli katkıları vardır.

Erkek çocuklarının cinsiyetlerine uygun davranışlar geliştirmelerinde babalarının onlara rol modeli olması gerekmektedir. Bu yüzden babaların erkek çocuklarıyla özel zaman geçirmeleri ve maça gitmek, futbol oynamak gibi çoğunlukla erkeklerin yaptığı şeyleri birlikte yapmaları oldukça önemlidir.

Kız çocuklarının ise babaları ile kurdukları ilişki, karşı cinsle kurdukları ilk ilişkidir. Bu yüzden bu ilişkinin niteliği kız çocuklarının ileride karşı cinsle olan ilişkilerini etkilemektedir. Babaların tutumuna bağlı olarak kız çocukları ya karşı cinsle açık, samimi bir iletişim kurmayı öğrenirler ya da babanın gereğinden fazla otoriter olursa, karşı cinsle ilişkilerinde kendilerini ifade etmede ve iletişim kurmada sıkıntı yaşarlar. Ayrıca kız çocukları ile babaları arasında güvene dayalı bir ilişki kurulması da oldukça önemlidir. Çünkü babalarına güvenen kız çocukları ilerideki hayatlarında karşı cinsle olan ilişkilerinde eşlerine de güven duyarlar.

Çocuklar babaları tarafından sevilmek ve kabul görmek isterler.

Sevgi sözcükleri onları sevdiğimizin bir ifadesi olsa da okul öncesi dönemde çocukların sevildiklerini hissetmeleri için tensel temasa ihtiyaçları vardır. Bu yüzden babaların sevgilerinin bir göstergesi olarak çocuklarına sarılmaları çocukları mutlu eder.

Çok yoğun çalıştıkları için ailesi ile yeterince vakit geçirmeyen bazı babalar bunu telafi etmek için akşam eve gelirken çocuklarına bir hediye ya da sevdiği bir şeyi alırlar. Bu durum, çocukta bir beklenti yaratır ve bir süre sonra çocuklar babalarını değil de, onun getireceği hediyeyi bekliyor hale gelebilirler. Bu durum çocuğunuzun hiçbir şeyden mutlu olmayan, doyumsuz biri olmasına neden olabilir. Unutmayın, çocuğunuzun asıl istediği onunla oyun oynamanızdır. Eve gelirken istediği bir oyuncağı almak yerine o akşam onunla hangi oyunu oynayacağınızı planlamanız çocuğunuzu sonuçta çok daha mutlu edecektir.

Çocuğunuzu sürekli yönetmeye ve hata yapmasını engellemeye çalışmayın. Unutmayın, yaptığı hatalardan da bir şeyler öğrenebilir. Çocuğunuz bir hata yaptığında ise hemen ses tonunuzu yükseltmeyin. Bu durum hem onların sizden korkmasına hem de özgüvenlerinin düşük olmasına yol açabilir.

Çocuğunuza zaman ayırın.

Özellikle havanın güzel olduğu zamanlarda çocuğunuzu açık alanlara götürün, birlikte yürüyüş yapın, spor yapın. Böylece hem birlikte keyifli vakit geçirip hem de onun fiziksel gelişimine katkıda bulunabilirsiniz.

Çocuğunuzla birlikte yapmaktan keyif aldığınız rutin etkinlikler yaratın. Örneğin, onları balık tutmaya götürün ya da birlikte ufak şehir dışı gezileri düzenleyin.

Çocuklarımıza bir yetişkin gibi davranmaya çalışırken onların aslında bir çocuk olduğunu ve daha öğrenmesi gereken çok şey olduğunu unutmamamız gerekir. Dolayısıyla çocuğunuzun mükemmel olmasını beklemeyin. Özellikle zor zamanlarında yanında olmaya çalışın.

Okul öncesi dönemde çocukları olan babalar, çocuklarının genelde annelerine daha yakın olduklarını ve onlarla zaman geçirdiklerini belirtirler. Çocuklarıyla benzer bir yakınlığı sağlamak için de anneye oranla daha esnek bir tutum takınırlar ve annenin “Hayır” dediği bir şeye onlar “Evet” diyerek tutarsız bir ebeveyn tutumunun oluşmasına yol açarlar. Burada göz ardı edilen nokta ise çocuğun bu konumdaki babaları sadece istediklerini elde etmek için kullanmaya çalışabilecekleridir. Uyumadan önce kimin ona bir öykü okuyacağı gibi bir tercih gerektiren durum söz konusu olduğunda, çocuklar yine onlara daha fazla vakit ayıran, oyun oynayan ebeveyni seçeceklerdir. Dolayısıyla, çocukları tarafından sevildiklerini daha fazla hissetmek isteyen ebeveynler, bunun için onlarla daha çok vakit geçirmeli, paylaşımlarını arttırmalıdır.

Çocuk yetiştirirken göz önünde bulundurulması gereken iki önemli konu sevgi ve denetimin bir arada verilmesidir. Birçok ebeveyn çocukların özgüvenli olması ya da bağımsız bir kişilik geliştirmesi için onlar üzerinde yeterince denetim sağlamamaktadır. Bu tarz aşırı gevşek ebeveyn tutumunu destekleyen ailelerin çocuklarının, okul yaşamında kurallara uymakta sıkıntı yaşadığı ve mutsuz olduğu gözlenmiştir. Her istediğinin yapılmasına alışan çocuklar ufak kısıtlamalarla karşılaştıklarında bile ebeveynleri ile çatışma yaşamaktadır. Çocukların her istediklerinin yapılmasına alışmasına engel olmak için annelerin evde koymaya çalıştığı kurallar konusunda babaların onlara destek olması ve onlarla tutarlı davranması gerekmektedir.

Unutmamalısınız ki, bir baba olarak çocuklarınızla yakın ilişkiler kurmak sizin elinizdedir. Onlarla açık, samimi bir ilişki kurup yeterli zaman, ilgi ve sevgiyi gösterirseniz size olan sevgilerini de açık bir şekilde ifade edip size kendilerini yakın hissedeceklerdir.

Kaynaklar:

  • http://www.ailem.com/templates/library/2323.asp?id=9172
  • http://www.kidsdevelopment.co.uk/ChildsRelationshipWithFather.html
  • http://www.healthyplace.com/parenting/dads/keys-to-great-father-child-relationship/menu-id-61/
Bu yazıyı paylaş:

Elçin Eğercioğlu Konuk, Psikolog

21 Aralık 1981 tarihinde İstanbul’da doğdum. 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans eğitimi almaya başladım. Aynı zamanda Psikoloji eğitimi de almak istediğime karar verip 2002 yılında çift anadal programına başvurdum ve kabul aldım. 2005 yılında hem İngiliz Dili ve Edebiyatı, hem de Psikoloji bölümünden mezun oldum. Mezun olduktan sonra yabancı bir pazar araştırma şirketinden pazar araştırma uzmanı olarak çalışmaya başladım. Fakat daha sonra psikolog olarak çalışmaya karar verdim ve özel bir anaokulunda çalışmaya başladım. Üç senedir de anaokulu psikoloğu olarak 4-6 yaş arası çocuklarla çalışmalarıma devam etmekteyim. İki senedir de İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji yüksek lisans eğitimi almaktayım.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir