Çocuk ve Oyun

Çocuk ve Oyun

“Çocukların hayatta yapmaktan en çok keyif aldığı şey nedir?” diye sorarsak birçok insanın aklına gelecek ilk yanıt “oyun oynamak” olacaktır. Oyun insanlar için doğumdan sonra başlayan ve hayatın büyük bir bölümünde, hatta bazı insanlar için yetişkinlikte bile devam eden bir etkinliktir. Doğumdan sonra yeni doğan bebeğin taklit etme yeteneğine bağlı olarak geliştirilen oyunlar varken bebeklik, ilk çocukluk ve son çocukluk dönemlerinde farklı oyun türleriyle karşılaşırız. Hatta teknolojinin ilerlemesi ve play station gibi bilgisayar oyunlarının da çıkmasıyla oyun oynamak sadece çocuklara özgü bir etkinlik olmaktan çıkmış ve her yaşta görülmeye başlanmıştır. Peki, oyun nedir? Çocuklar neden oyun oynar? Bunları hiç düşündünüz mü?

Oyun Nedir?

Oyun çocuğun hiç kimseden öğrenemeyeceği konuları, kendi deneyimleriyle öğrenmesi yöntemidir. Çocuklar için oyun sonucu düşünülmeden, zevk almak, eğlenmek amacıyla girişilen bir etkinliktir. Fakat oyun oynamanın çocuk gelişiminde önemli katkıları vardır. Çünkü, oyun hem zihinsel gelişimin aynası olan hem sosyal becerilerin öğrenildiği hem de duygusal boşalımın sağlandığı bir ortamdır.

Yaşlara Göre Oyunda Görülen Gelişim

Çocuklarla oynanan oyunlar farklı gelişim dönemlerinde değişiklik gösterir. Dolayısıyla farklı yaşlardaki çocuklarla aynı oyunun oynanması zordur. Örneğin, 2-3 aylık bebeklerde oyun, çevresindeki objelere bakmak ve yakınındaki objeleri yakalamak üzere hareketler yapmaktan ibarettir. Çocuğun el ve kol kontrolü arttıkça, çevresindeki objeleri yakalayabilir ve inceleyebilir. Bu dönem oyunları keşif niteliğindedir. Oyuncakları çekerek, çarparak onları tanımaya çalışan çocuğun başlangıçtaki oyunları serbest ve kendiliğindendir.

Çocuklar iki yaşındayken dramatik oyunlar başlar. Bu oyunlarda; kişileştirme (bebeklerle konuşma vb gibi), objeleri kullanma (boş bardaktan su içme) veya evcilik gözlenir. Zamanla birey ya da hayvanlar taklit edilir. Kovboyculuk, bakkalcılık, doktorculuk, pilotçuluk vb. gibi. Çocuk bu oyunlarda kendini başkalarının yerine koyar. Bu aşamada taklit çok önemlidir.

Oyunlar cinsiyete göre de farklılık gösterir. 4-6 yaşlarında ise kız çocukları bebeklerine farklı elbiseler giydirip küçük sembolik evlerini eşyalarla süslerler. Erkekler izledikleri bazı savaş serüvenlerini grup oyunlarına yansıtırlar.

Topla oynamaktan hem kızlar hem de erkekler hoşlanırlar.

Piaget’e göre, sosyal gelişim göz önüne alındığında, oyun gelişimi aşağıdaki gibidir

Tek başına oynanan oyun

Başlangıçta çocuklar için oynanan tek oyundur. Çocuklar arkadaşlarıyla birlikte oynama girişiminde bulunmazlar. Çevrelerindeki obje ve oyun malzemeleriyle baş başa kalmayı yeğlerler.

Başka bir oyunu izleme

Çocuk herhangi bir ilişki kurmadan sadece diğer çocukların oyunlarını izler.

Paralel oyun

Aynı oyun malzemesini yan yana oynamalarına karşın faaliyetlerini bağımsız sürdürmeleridir.

Birlikte oynanan oyun

Fikir ve oyuncak alışverişinde bulunurlar. Birbirlerinin hareketlerini izlerler. Fakat bu oyunlarda grup örgütlenmesi ve rol dağılımı gözlenmemektedir.

İşbirliğine dayanan oyun

Çocuklar oyun oynarken topluca organize olarak belli bir sonuca ulaşırlar.

Piaget, oyunun gelişimiyle zihinsel gelişim arasında bir yakınlık olduğunu savunur ve zihinsel gelişim göz önüne alındığında oyun gelişiminin üç farklı evresi olduğunu belirtmiştir.

Alıştırmalı oyun

Taklit davranışlarını içerir. 1-18 ay arasındaki motor faaliyet ve yinelemeleri içerir. Bakma, emme, elleri açıp kapama ve diğer bedensel eylem türündeki basit davranışlar, motor ve diğer faaliyetleri oluşturur. Bu faaliyetlerin ihtiyaçların giderilmesini sağlaması yinelemelere neden olmaktadır.

Sembolik oyun

2-6 yaş arasında görülür. Çocuk temsili bir sistem geliştirir, ileri düzeyde zihinsel planlama yapar. Çocukların hayvan taklidi yapması vb. gibi sembolik oyuna bir örnektir.

Kurallı oyun

7-12 yaşlarında görülür. Oyunun kuralları ve onlara uymayanlara verilecek cezalar saptanır.

Oyunun Faydaları Nelerdir?

1) Oyunun Bedensel Değeri

  • Çocuğunuzla oyun oynadığınızda onun kas sistemini geliştirmesine yardımcı olursunuz.
  • Çocuğunuz oyun oynarken biriken enerjisini boşaltma imkanı bulur.

2) Oyunun İyi Edicilik Niteliği

  • Çocuğunuz oyun yoluyla birikmiş enerjisini toplumsal açıdan kabul edilen bir yolla boşaltma olanağı bulmaktadır.
  • Oyun, çocuğunuzun en güçlü ve doğal dürtülerinden biri olan saldırganlık dürtüsünü boşaltmasına yarar.
  • Oyun oynamak çocuğunuzun günlük yaşamda çevresinden aldığı uyaranların oluşturduğu gerilimden kurtulmasını sağlar.
  • Çocuklar özel yaşamdaki bazı sorunlarını oyun yoluyla çözebilirler çünkü, oyun çocuğun dili ve etkin bir anlatım aracıdır. Oyun yoluyla çocuğunuz, en derin duygu ve gereksinmelerini ifade olanağı bulmakta ve sorunlarını kendi kendine çözebilmektedir. Örneğin, çocuğunuz kardeşini kıskanıyorsa bir oyunlarında kardeşi rolündeki bebeği cezalandırabilir ya da dönmemek üzere seyahata gönderebilir.
  • Oyun oynamak çocuğunuzu özgürleştirir. Bu özgürlük ona duygusal boşalım sağlar. Gerçek yaşamda gerçekleştiremediği bir eylemi oyun ortamında gerçekleştirerek rahatlama fırsatı bulur. Böyle dramatik oyunlar çocuğunuzun iç dünyasındaki duygularını dışa vurmasını sağladığı için tedavi edici özelliğe sahiptirler.

3) Oyunun Eğitimsel Değeri

Farklı biçim, boyut ve renklerdeki oyuncaklar çocuğunuzun renk, boyut ve objelerin özelliklerini öğrenmesini sağlamaktadır.

4) Oyunun Toplumsal ve Ahlaki Değeri

  • Arkadaşlarıyla oyun oynamak, çocuğunuzun “Ben” ve “Başkası” kavramlarının farkına varmasını sağlar.
  • Başkalarının da farkına vardıktan sonra çocuğunuz oyun yoluyla sosyalleşir. Dramatik oyunlarda çocuklar kendi günlük yaşamda gördüklerini ve deneyimlerini oyuna yansıtarak oyunlar kurarlar ve bu oyunlarda çocuğunuza işbirliğini ve toplu yaşam için gerekli olan kuralları öğrenir.
  • Paylaşmayı, vermeyi ve almayı da oyun aracılığıyla öğrenir.

Dolayısıyla, çocukların toplum ve ahlak kurallarına uyum göstermesinde oyunun rolü büyüktür.

Çocuklarıyla Oyun Oynamanın Ebeveynlere Katkısı Var mıdır?

  • Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmenin en iyi yolu onunla oyun oynamaktır. Çocuklar anne babalarından ilgi ve sevgi beklerler; ama sadece onlara sarılmak ya da onları öpmek yeterli değildir. Onları sevdiğimizin bir göstergesi, onlara özel zaman ayırmak ve onlarla oyun oynamaktır. Bu durum çocuğunuza duygusal doyum sağlar.
  • Çocuğunuzla oyun oynadığınızda bu durum çocuğunuzun kişilik özellikleri hakkında size bilgi verir çünkü, çocuklar oyun oynarken aslında kendilerini tanıtırlar.
  • Çocuklarınız oyun oynarken kendi yeteneklerini ve sınırlarını keşfederler ve oynadıkça yetenekleri gelişir, becerileri artar. Çocuğunuzla oyun oynadığınızda çocuğunuzun gelişmekte olan yönlerini daha iyi takip edebilirsiniz.
  • Çocuğunuzla oyun oynadığınızda onun günlük dünyasını oyun ortamına taşıdığını ve büyüklerinden gördüklerini oyuna aktardığını göreceksiniz. Örneğin, annesi ses tonunu yükselterek konuşan çocuk, oyunlarında da bebeğine karşı ses tonunu yükseltir. Bu durum, ebeveyn olarak çocuğunuza davranışlarınızda farkındalık kazanmanızı sağlayabilir.
  • Oyun gelişime katkı sağlar ve eğitici özelliği vardır. Bu yüzden çocuğunuza öğretmek istediklerinizi oyun yoluyla öğretebilirsiniz.
  • Çocuğunuz bir sıkıntı yaşıyorsa bu durum, onun oyunlarına da yansır. Dolayısıyla, özellikle dil gelişiminin yeterli olmadığı ufak çocuklarda onunla oyun oynayarak onu daha iyi anlayabilirsiniz.
  • Oyun çocuğun yaratma ortamıdır. Çocuğunuzla ne kadar oyun oynarsanız onun o kadar yaratıcılığını arttırmış olursunuz.

Bilgisayar Oyunları

Son yıllarda teknolojinin ilerlemesiyle bilgisayar oyunları çocukların için daha cazip hale geldi. Eskiden tercih edilen atariler yerini içinde strateji oyunları, araba yarışları gibi farklı oyun türlerini barındıran play station gibi daha gelişmiş bilgisayar oyunlarına bıraktı.

Teknolojideki bu ilerlemeden taşınabilir oyun aletleri da etkilendi ve “gameboy”lar yerini PlayStation Portable (PSP) denen bilgisayar oyunlarına bıraktı. Bilgisayar oyunları çocukların gelişimini hem olumlu hem de olumsuz yönden etkilemektedir.

Bilgisayar oyunlarının çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri aşağıdaki gibidir:

  • Çocuklar bilgisayar oyunlarını arkadaşlarıyla oynamaya tercih ettiklerinden bu durum onların sosyal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.
  • Çocuklar oyun oynarken, özellikle dramatik oyunları, yaratıcılık yetenekleri gelişmektedir. Fazla bilgisayar oynamak ise çocukların bu yeteneğinin gelişmesini engellemektedir.
  • Çocuklar etrafındaki diğer insanlarla iletişimi kurup interaktif oyunlar oynamak yerine bilgisayar oyunları oynamayı tercih ettikleri için özellikle küçük yaşlarda oynanmaya başlanırsa bu çocukların dil gelişimlerini de olumsuz yönde etkileyebilir.

Bilgisayar oyunları belirli bir sürede yani sınırlı kullanıldığında çocuklar üzerinde olumlu etkileri de vardır

  • Dikkat, algı, el-göz koordinasyonu ve muhakeme gibi bazı zihinsel işlevlerin gelişimine katkıda bulunur.
  • Çocuğun hayal gücünü geliştirebilir.

Bilgisayar oyunları, ebeveyn kontrolünde kısıtlı bir sürede oynandığı sürece çocuk gelişimini olumlu yönde etkileyebilir. Bilgisayar oyunu oynama süresini kısıtlamanın yanısıra anne babanın çocuklarının oynadığı bilgisayar oyunlarının içeriğine de dikkat etmeleri ve çocuklarının şiddet eğilimi içeren oyunları oynamalarına izin vermemeleri gerekmektedir.

Sonuç olarak, çocuklar sadece zevk aldıkları için oyun oynasalar da, oyunun onların gelişimine önemli katkıları vardır. Oyun çocukların bedensel, sosyal, dil ve zihinsel gelişimini desteklemektedir. Çocuklar oyunlarında gerçek hayatın minyatürlerini kurarlar. Dolayısıyla çocuğunuzu oyun oynarken incelediğinizde, onu nelerin etkilediğini, yaşadıklarını nasıl algıladığını ve bunlardan nasıl etkilendiğini görebilirsiniz. Bütün bunların yanısıra, çocuğunuzla oyun oynayarak talep ettiği ilgiyi ona en güzel biçimde verebilir ve onunla kaliteli zaman geçirebilirsiniz.

Kaynakça:
(1) Yavuzer, H. Çocuğun Tanımak ve Anlamak. Remzi Kitabevi, İstanbul
(2) Yavuzer, H. Çocuk Psikolojisi. Remzi Kitabevi, İstanbul
(3) Özbey, Ç. Çocuk Sorunlarına Yapıcı Çözümler. İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2006

Klinik Psikolog Elçin Eğercioğlu Konuk

Bu yazıyı paylaş:

Elçin Eğercioğlu Konuk, Psikolog

21 Aralık 1981 tarihinde İstanbul’da doğdum. 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans eğitimi almaya başladım. Aynı zamanda Psikoloji eğitimi de almak istediğime karar verip 2002 yılında çift anadal programına başvurdum ve kabul aldım. 2005 yılında hem İngiliz Dili ve Edebiyatı, hem de Psikoloji bölümünden mezun oldum. Mezun olduktan sonra yabancı bir pazar araştırma şirketinden pazar araştırma uzmanı olarak çalışmaya başladım. Fakat daha sonra psikolog olarak çalışmaya karar verdim ve özel bir anaokulunda çalışmaya başladım. Üç senedir de anaokulu psikoloğu olarak 4-6 yaş arası çocuklarla çalışmalarıma devam etmekteyim. İki senedir de İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji yüksek lisans eğitimi almaktayım.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir