Siğil

Siğil

Siğil derinin çok sık görülen viral enfeksiyonudur. Deride oluşan iyi huylu tümörlerdir. Vücudumuzun her yerinde ortaya çıkabilir. Virüs derinin en üst tabakasındaki hücreleri etkileyerek, hücrelerin çoğalmasına ve aşırı keratin üretimine sebep olur. Başlangıçta toplu iğne başı büyüklüğündeyken, haftalar veya aylar sonra bezelye boyuna ulaşır. Özellikle tırnak çevresindekiler çatlayabilir veya infekte olabilirler. Çoğu kez de basmakla ağrılıdırlar.

Neden oluşur?

Siğilin etkeni, insan papilloma virusu (HPV) denilen ve şimdiye kadar 77 farklı tipi tespit edilen bir virustur. Virusun bazı tipleri onkogenik yani kanser yapıcı potansiyele sahiptir.

En sık hangi yaşlarda görülür?

Siğiller en çok 10-20 yaşlar arasında görülür. Bu yaşlardaki kişilerin yaklaşık olarak %10’unda siğil bulunur. Çocuklarda görülme oranı oldukça yüksektir.

Başka hastalık belirtisi olabilir mi?

Vücudun her tarafına yayılmış ve tedaviye rağmen çok kolay nüks eden siğiller, vücudun bağışık sisteminin zayıf olduğunu gösterir. Bu durumlarda bağışık sistemini zayıflatan hastalıklar açısından hasta incelenmelidir. Özellikle çocukların genital bölgelerinde gelişen siğillerde, mutlaka cinsel istismar açısından dikkatli olunmalıdır.

Ağrı yapar mı?

Özellikle basınca maruz kalan alanlarda yerleşen siğiller, yani ayak tabanı, tırnak çevresi ve büklüm yerlerindeki siğiller ağrı yapabilir. Bu sebeple ayak tabanına yerleşen siğiller nasırla çok karıştırılır. Oysa siğiller yandan basmakla, nasırlar üzerine basmakla ağrılıdırlar.

Zararı ne?

Siğillerin en kötü zararı yetişkin kadınlarda ve genital bölgede yerleşenlerde görülür. Buradaki siğiler eğer tedavi edilmezlerse %90 oranda rahim ağzı kanserine neden olurlar. Çocuklar için böyle bir tehlike söz konusu değildir. Ayrıca görüntü itibarıyla kozmetik bir probleme neden olurlar ve çocuğun okul yaşamını olumsuz yönde etkiler.

Bulaşıcı mı?

Siğilerin bulaşıcı özelliği yüzyılımızın başında kanıtlanmıştır. Bulaşmada travmanın katkısı vardır. Siğiller, genellikle basınca uğrayan veya kaşınan yerlerde ortaya çıkarlar. Virüsler sağlam deriyi kolayca geçemezler. Eğer deride hasar, çizik, harabiyet varsa yerleşirler. Aşırı manikür ve tırnak yemek, tırnak çevresine siğilin yerleşmesini kolaylaştırır. Tırnak yiyen çocuklarda siğile rastlanma oranı çok yüksektir. Ayrıca bu çocuklarda tekrarlama da oldukça sıktır. Ayak tabanında yerleşen siğiller ise en çok banyo zemini ve banyo malzemeleri ile spor malzemelerinden bulaşır.

Kalıtım ve stresin etkisi var mı?

Kalıtımın direkt bir etkisi olmamakla beraber, eğer kalıtsal olarak geçen ve bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalık varsa kişi siğile kolay yakalanabilir. Sık nüksler gözlenebilir.

Stres, sıkıntı, depresyon, çocuktaki uyum bozuklukları gibi psikolojik faktörler siğile zemin hazırlayan etkenlerdir.

Nasıl tedavi edilir?

Tedavinin amacı siğili uzaklaştırmak ve yok etmektir. Farklı tedavi yöntemlerinin hiç birinin % 100 başarı şansı yoktur. Tedavi sonucunu etkileyen en önemli iki faktör:

  • İşlemin doğru bir şekilde uygulanması
  • İşlem sırasında çocuk hastanın virüse karşı sahip olduğu bağışıklık derecesi

Tedavide; asit salisilik, laktik asit, 5-Fluorourasil içeren solüsyonlar, koterizasyon, kriyoterapi (sıvı azot tedavisi), lazer, podofilin, podofilotoksin, bleomisin, psikoterapi gibi yöntemler kullanılır. Elektrokoterizasyon ve kriyoterapi başarı ile uygulanan tedavi yöntemleridir. Fakat yaygın siğillerde elektrokoterizasyon tercih edilmemelidir. Çünkü iyileştikten sonra yerlerinde iz kalabilir.

Tedaviden sonra nüks görülür mü?

Tedavi ile sadece görünen siğilleri yok ederiz. Fakat yapılan çalışmalar, siğilin çevresindeki 2 cm’lik sağlam alanda virusun varlığını göstermiştir. Muhtemelen tedavi sonrası nüksler de bu yerlerde bulunan virüslerden kaynaklanmaktadır. Tedavi sonrası tekrarlama olasılığı %30 civarındadır. Eğer tedavi sonrası ilk 6 ayda tekrarlama yoksa nüks olasılığı azaldı demektir.

Siğil önlenebilir mi?

Çocuklarımızın derisinde yerleşen siğillerden temizlik ve hijyen koşullarına dikkat ederek korunmak mümkündür.

Bu yazıyı paylaş:

Doç. Dr. Zekayi Kutlubay, Dermatoloji Uzmanı

1970 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Tıp Bölümü’nden mezun oldu. Uzmanlığını aynı üniversitenin Dermatoloji Anabilim Dalı’nda 1999 yılında aldı.

Şimdiye kadar yerli ve yabancı dergilerde yayımlanmış 40’tan fazla yayını bulunan Dr. Zekayi Kutlubay’ın uzmanlık alanı içinde yaptığı bazı özel çalışmalar arasında pediatrik dermatoloji, botoks ile kırışık ve terleme tedavileri, doku dolgu malzemeleri ile kırışık giderme, mezoterapi ile zayıflama ve selülit tedavileri, saç dökülmesi tedavisi, lipoliz, mezolift, somon DNA’sı ile cilt gençleştirme, kimyasal peeling uygulamaları, lazer, Otolog hücresel yenileme tedavisi, dermatoskopi, kriyoterapi ve zührevi hastalıklar bulunuyor.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir