Diyetisyen Gözüyle İştahsız Çocuk

Diyetisyen Gözüyle İştahsız Çocuk

Çoğu aile şikâyet eder; ’’Çocuğum bir şey yemiyor, gün boyunca lokmasını ağzında tutuyor ya da yemek seçiyor‘’ diye, bu hem bizlere hem de çocuk doktorlarına ve psikologlarına sıklıkla gelen bir yakınmadır. Bunun nedeni barsak parazitleri, anemi ya da hastalığa bağlı olabilir ya da psikolojiktir. Bazen de çocuk iyi besleniyordur ama ailenin beklentisine cevap vermiyordur. Yani topaç gibi değildir, arkadaşın çocuğundan az yiyordur veya komşununkinden zayıftır. Bütün çocuklar aynı boy ve kiloda olamaz ya !

Çocuklarda iştahsızlık büyük ölçüde psikolojik nedenlerle ortaya çıkar; çünkü yemek yememek anne ve babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Bu savaşta nedense hep çocuk kazanır. Çözüm için önce sebep saptanmalıdır. Anne – babadan biri yemek seçiyorsa onları örnek alacağı için çocuk da yemek seçer. Bunun dışında çocuklar 2 yaş civarındayken çabuk sıkılır, bugün sevdiği bir yemeyi bir süre sonra sevmeyebilir. Çocuk seviyor diye sıklıkla aynı besinlerin pişirilmesi bıkkınlık yaratır. Doğal olarak reddederler, bunun üzerine baskı yapıldığında kendini ispatlamak için farlı davranışlara girerler. Öncelikle çocuğun da bir birey olduğu unutulmamalı, 1- 5 yaş grubu çocuklar genelde tutucu olurlar ve genelde örnek aldıkları anne- baba ya da yarış halinde olduğu akranı bir arkadaşı gibi davranışa girerler. Yine bu yaş grubu kendini önemsemekte ve kendini ispat için elinden geleni yaparlar. Genelde karışık lezzetlerden hoşlanmazlar. Çocuk doğduğu andan itibaren yeme ve içme içgüdüsüne sahiptir. Çocuğun tepkileri önemsenmeden beslenmeye kalkılması, yemesi için arkasından koşulması, ilgisi başka yere yöneltilip ağzına tıkıştırılması davranışları iştahsızlık tepkisel olarak pekişecektir. üstelik çocuğun kendi duygularına ve kendine güveni sarsılır.

Çocuk yemek yerken titiz davranıp döktüğü için bağırmak, arkadaşlarıyla kıyaslamak, sürekli olumsuz mesajlar vermek, yemek masasında ailesel tartışmalara girmek, sofra kuralları konusunda yaş becerisinden fazlasını istemek çocukta tedirginliğe, korkuya ve kaçışa neden olur. Bu da sonuçta iştahsızlığı beraberinde getirir.

Bazen aileye katılan yeni bir üye kıskançlık yaratır, yemek yemediğinde ilgi odağı olduğunu fark edip bunu kullanma yoluna gidebilir. Anne ve babanın işten geç gelmesi ve ya gelir gelmez işle ilgilenmesi, sofra düzeninin olmaması iştahsızlığı yaratır.

Neler Yapılabilir?

  • Süt, meyve suyu, çay, su gibi içeceklerin tüketim sıklığı ve miktarı belirlenmeli. Yemekten 1 saat önce veya yemek sırasında çocukların sıvı alımı sınırlanmalı. Kolayca doygunluk hissi ve enerji verdiği için çocuklar tercih eder.
  • Çocuğun besin seçimindeki öncelikler dikkate alınarak farklı çeşitte besinler sunulur.
  • Yemek porsiyonları annenin kendi ölçülerine göre değil, çocuğun gereksinimine göre ayarlanır.
  • Bir öğündeki besin reddedildiyse farklı bir besin denenir, o da reddedilirse bir sonraki öğüne kadar hiçbir şey verilmeden beklenmeli.
  • Ödül olarak şeker ve ya tatlı gibi besinler, çikolata verilmemeli.
  • Yiyecekler çocukların yiyebileceği türden hazırlanmalı, eliyle yemek istediğinde özgür bırakılmalı.
  • Gerekirse onun ilgisini çekecek şekilde süslenmeli. Hazırlarken çocuktan yardım almak ve ya masa kurmaya iştirak etmesini sağlamak hem çocuk da özgüveni de pekiştirir.
  • Gurup halinde arkadaş ortamında yemek yenmesi de çocuğu olumlu etkiler.
  • Yemek saatlerini çocuk için hoş bir saat olmasına özen gösterilmeli.
  • Bugün reddedilen besin daha sonra tekrar denenmelidir. Çünkü süreç içinde kararlar değişebilir.
  • Aile bireylerinin çocuğa karşı tutumu tutarlı olmalı. Birinin izin vermediğini diğeri onaylamamalı.
  • Çocuğa besinlerin yaraları oyunlarla anlatılmalı, ona bir birey olduğu hissettirilmeli, seçim yapmasına izin verilmeli.
  • Her şeyden önce iştahsızlığa yol açan durumun çözülmesi gerekir.
  • Büyüme ve gelişmesi hassasiyetle izlenmeli, ağırlık ve boy persantilleri varsa öncekilerle karşılaştırılmalı ve ölçümler eğer 3. persantilin altına düşüyorsa büyüme – gelişme geriliği açısından izlenmelidir. Normal gelişme göstermeyen sık sık hastalanan çocuklar klinikte değerlendirilmelidir.
  • Günlük yaşamda yaşanılan sorunlar aile masasına yansıtılmamalı.
  • Yemek saatleri düzenli olmalı, yemek aralarında iştahını kesebilecek besinler verilmemeli.
  • Mide kapasitesi küçük olan çocuklarda sık öğünler oluşturulmalı. Öğünün içeriği zenginleştirilmeli gerekirse bunun için bir uzman yardımı alınabilir.

UNUTMAYIN

Hiçbir çocuk inadı nedeniyle açlıktan ölmemiştir.

Dyt. Fatmagül YILMAZ ÖZTÜRK

Bu yazıyı paylaş:

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir