Prematüre Apnesi

Prematüre Apnesi

Apne aslında bir tıp terimidir: Solunum durması anlamına gelir. Prematüre apnesi ise oldukça sık rastlanan bir durumdur ve solunum merkezinin de olgunlaşması ile zamanla kendiliğinden bile düzelebilir.

Uzmanlar prematürite apnesini şöyle tanımlıyorlar: Prematürenin, özellikle uyku sırasında solunumunun 15 – 20 saniye kadar durmasıdır. Burada soluk durması zamanın ölçülmesi ve tanımlanması güçtür. Daha çok 35 gestasyon haftasından erken doğan bebeklerde kalp hızında yavaşlamanın da eşlik ettiği apnelere prematürite apnesi demek daha doğru olacaktır. Kalp hızı dakikada 80’in altına inerken bebeğin rengi de solar veya mavimsi bir hal alır; kol ve bacaklarının gerginliği kaybolarak bebek kendisini bırakır.

Prematüre apnesi bebek yaklaşık 2 ile 7 günlükken başlayıp günde 1 defa da olabilir, gün içinde defalarca da tekrarlayabilir. Bebek doğum tartısı ne kadar azsa ve ne kadar erken doğmuşsa apne sıklığı ve şiddeti o kadar fazladır. Apneleri olan bebek yakından izlenmeli ve apnelerin enfeksiyona veya bir başka hastalığa bağlı olup olmadığı ortaya konmalıdır.

Bütün yenidoğanların solunumunda zaman zaman ortaya çıkan yavaşlamalar doğal kabul edilir ve buna yenidoğanın periyodik solunumu denir. Bu solunum çeşidinde solunum hızı yavaşlaması hem birkaç saniyeden uzun sürmez hem de kalp hızında değişiklik olmaz. Periyodik solumda (ağız çevresinde morarma gibi) bebeğin renginde de değişiklik gözlenmez.

Apne Monitörü nedir?

Birçok prematüre henüz eve gönderilmeden hastanede yattığı süre içinde apneleri sona erer. Ancak, yoğun bakımda kalmasını gerektirecek bir hastalığı kalmadığı halde az sayıda bebeğin nadir de olsa apneleri devam edebilmektedir. İşte bu bebeklerin ev ortamında izlenebilmesi için apne monitörü denen cihazlara bağlanarak solunumu kontrol edilir. Apne monitörleri, bebeğin göğüs kafesine bağlanan solunum hareketlerini algılayıcı kablolar ile alıcıdan gelen bilgileri değerlendiren bir merkez ünite olmak üzere iki parçadan oluşur.

Bebekle evde kalırken apne monitörü alarm verirse hastanedeki doktorlardan daha önceden alınan direktiflere uygun olarak müdahale edilmelidir. Bu durumda bebek asla hırpalanmamalıdır.

Bu yazıyı paylaş:

Uzm. Dr. Erdem Uzunoğlu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

1992 senesinde temel tıp eğitimimi İstanbul Tıp Fakültesi’nde (Çapa) tamamladıktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nı kazanarak 1997’de ihtisasımı tamamladım. 1997-1999 yılları arasında İstanbul Harp Akademileri’ndeki askerlik vazifemi tamamladığımdan beri Pediatri Uzmanı olarak çalışmaktayım. 2008 senesinden beridir de İstanbul Pediatri Merkezi‘nde hasta kabul ediyorum.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir