Çölyak Hastalarına Müjde

Çölyak Hastalarına Müjde

Çölyak hastalığı (ÇH) genetik yatkınlığı olan çocuk ve erişkinlerde çeşitli tahıl (buğday, çavdar, yulaf, arpa) proteinlerinin (glüten) oluşturduğu ve daha çok incebağırsakta emilim bozukluğunun ön planda olduğu sistemik bir hastalıktır. Hastalığın klasik şekli glüten içeren yiyeceklerin diyete eklenmesi ile birlikte kusma, yağlı ishal, tartı alamama ve karın şişliği gibi bulgular ile hastalık kendini ortaya koyar. Günümüzde çölyak hastalığının tek tedavi şekli glüten içermeyen tahılların (buğday, çavdar, yulaf) diyetten çıkarılması olarak bilinmektedir.

American Journal of Physiology Gastrointestinal Liver Physiology isimli ünlü dergide 2008’de yayınlanan bir araştırma çölyak hastaların buğday yiyebilme umutlarını bir nebze artırmıştır(1). Burada söz konusu edilen Aspergillus niger (AN) adı verilen mantardan elde edilen Prolil EndoProteaz (PEP) adlı glüteni tümüyle sindiren bir enzimdir. AN işlenmiş yiyecek sanayinde kullanılan bir mantardır. AN’nin suşları endüstriel sitrik asit ve glükonik asit dahil birçok yiyecek enzimi üretiminde kullanılır.

PEP glüten molekülünü neredeyse tümüyle sindirir. Glüten diğer başka peptidlerle birlikte T hücrelerini uyararak çölyak hastalığına neden olur. PEP birçok enzimden farklı özelliği de midenin sindirici (asit) özelliklerinden etkilenmemesi ve parçalayıcı özelliklerini sürdürebilmesidir. PEP yiyeceklerin midede kaldığı 1-4 saat içinde glüten molekülünü küçük parçalara ayırır.

Glüten ile ilgili T hücre epitopları prolinden zengindirler ve proteini parçalayan (proteolitik) enzimlerden çok fazla etkilenmezler.

Birçok enzim midede olduğu gibi, pH 1-2 gibi asidik ortamlarda etkilerini yitirmektedirler. Fakat PEP (en iyi aktivitesini pH 4-5 düzeyinde gösterse bile) mide asiditesinde (pH: 2) de etkilerini önemli ölçüde kaybetmez.

Bu nedenle Propil EndoProteaz (PEP) glüteni sindirme yeteneği, mide asidinde etkisini büyük ölçüde yitiren prolil oligopeptidazdan 60 kat daha fazladır.

PEP çölyak hastalar için bir umut olabilir mi? Evet ama klinik çalışmalarla bunun gösterilmesi gerekir.

Bahsetmek istediğimiz ikinci yazı bir araştırma değil teorik bir yazı, Roy S. Jamron tarafından Celiac.com Scott-Free Newsletter’ın ilkbahar 2004 sayısında kaleme alınmış (2).

Glüten kompleks bir protein olup normal sindirim sürecinde tümüyle amino asitlere kadar parçalanamaz. Eğer glüten seven bu zararlı bakteriler bazı özel durumlarda (antibiyotik kullanılması ve unlu şekerli gıdaların aşırı yenmesi, klasik fermente gıdaların az yenilmesi vb) olduğu gibi aşırı ürerlerse spesifik bağırsak hücreleri alarma geçerler ve bağırsak boşluğuna ulaşarak bu zararlı bakterileri yutarak bertaraf etmeye çalışırlar. Fakat glüten polipeptidlerini parçalayamazlar. Bakteri ölse bile bağışıklık hücreleri, parçalanmamış glüten peptitlerini bakteri olarak kabul edip onlarla savaşa girerler. Bu savaş bitmek tükenmek bilmez ve sonuçta bağırsakta kronik iltihabi bir süreç oluşur; bağırsak villüsleri körelerek emilimi ileri derecede bozarlar.

Eğer bu bakteriler kontrol altına alınabilir ve üremeleri engellenirse, yani normal bağırsak florası korunursa glüten intoleransı belki de tümüyle düzelebilir.

www.beslenmebulteni.com‘dan alınmıştır.

Bu yazıyı paylaş:

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five × five =

İlginizi çekebilecek diğer yazılar

Bebekle Uçak Yolculuğu
Çocuklarda Beslenme Alışkanlığının Düzenlenmesi
Çocuk ve Boşanma
Koksaki ve El Ayak Ağız Hastalığı
Ir arriba