Yenidoğanda Sıkça Karşılaşılan Sorunlar

Yenidoğanda Sıkça Karşılaşılan Sorunlar

Kilo Kaybı

Bebekler yaşamlarının ilk 10 gününde doğum ağırlıklarının % 10’u kadarını kaybedebilir. Örneğin 3500 g doğan bir bebek ilk 10 günde 350 g kaybedebilir. Çünkü bebekler ödemli ve şiş doğarlar; doğum sonrasında da idrar ve sık dışkılama ile fazla sıvı atılır, ödemleri çözülür.

Çoğu bebek 5. günden sonra kilo kaybetmez ve 10–15 günlükken doğum ağırlığına yeniden döner veya onun üstüne çıkar. Önemli olan hastanede çıkış kilosu ile 1. hafta kontrolündeki tartı farkının doktor tarafından saptanıp ek belirtiler eşliğinde değerlendirilmesidir. Doktorunuza danışmadan bebek aç kalacak endişesiyle mamaya başlamayın. Biberon emmek anne memesi emmekten daha kolay olduğundan bebeğiniz kolaya alışıp tembellik ederek memenizi reddedebilir.

Pamukçuk

Yenidoğan ve süt çocuklarında dudak, yanak iç yüzü, dil ve damağa terleşen, süt kesiği gibi beyaz lekeler olan, zemine sıkıca yapışan, kaldırılırken kanayabilen bir mantar enfeksiyonudur. Yenidoğanda bu mantar ya doğum sırasında doğum kanalından yada emzirme sırasında anne memesinden bulaşır.

Pamukçuğu önlemek için emzirmeden önce memenin silinmesi emzirme sonrasında mümkünse birkaç dakika memenin açık bırakılarak havalandırılması ve kurutulması etkilidir. Bebeğiniz emzik kullanıyorsa emziği asla kendi ağzınıza sokmayın, bu da bir bulaşma yolu olabilir. Birkaç emzik alıp yedekte emzik bulundurarak emzikleri günde 1–2 kez kaynatın ve ağzına daima temiz emzik koyun.

Pamukçuğun çocuğa tehlikesi yoksa da canının acıttığından beslenmesini bozabilir.

Tedavi: Bir fincan kaynatılıp ılıtılmış suya bir silme kaşığı karbonat ekleyerek hazırlanan sıvı bir tülbende emdirilir ve bebeğin ağzının içi günde 3–4 kez pamukçukları kaldıracak ve hatta kanacak şekilde silinmelidir. Eğer bu yöntemle geçmiyorsa doktorunuza danışınız.

Aksırık

Ana rahmindeki yaşamı boyunca burnu ağzı ve akciğerleri sıvı dolu olan bebek doğumdan sonra hava solumaya başlayınca hafif bir hava akımı bile burnunun içinde gıdıklanmaya ve hapşırmaya neden olabilir. Ayrıca aksırma akciğerlerdeki amnios sıvısının temizlenmesine yardımcı olur.

Bebeğinizi giydirip soyarken de cildine temas ettiğinizde aksırdığının göreceksiniz. Korkmayın bebeğiniz üşüdüğü için değil refleks olarak aksırıyor. Oda sıcak da olsa aksırabilir.

Sarılık

Sarılık bebeklerin göz aklarında ve ciltlerinde sararma olmasıdır. Sağlıklı bebeklerin yarısı hasta ve prematüre bebeklerin ise neredeyse %80-90’ı 3. günden sonra sararır. İlk 48 saatte sararma ise tehlikelidir. 3 günden sonra sararan bebeğinizi mutlaka doktora götürün.

Alyuvarların ömrü bebeklerde kısadır. Ölen alyuvarların atık ürünleri de (posaları da denebilir) henüz olgunlaşmamış olan karaciğerde tutulup atılamayınca kana karışarak vücudu sarıya boyar. Bu boyaya bilirübin diyoruz.

Erken sarılıklarda anne-bebek arası kan uyuşmazlığı önemlidir. Anormal derecede yükselmesi durumunda bilirübin beyinde çökelerek beyin hasarına yol açabilir. Kernikterus adlı bu durumda bebeğin ağlama ve emmesi zayıflar; uyku hali görülür; havaleler geçirmeye başlayabilir.

Sarılığı olan bebeğinizin emmesi zayıfladıysa cilt rengi çok sararmasa bile doktorunuza başvurunuz. Cilt rengini yorumlamak en tecrübeli aileler için bile zordur.

Sarılıklı bebek emzirilir mi? Şekerli su mu içirilmelidir?

Anne sütü karaciğeri olgunlaştırır, bol alındığı takdirde bilirübin yoğunluğunu azaltır. Çok emek bebeğin bağırsakları da çok çalışacağı için bilirübinin safra ve bağırsaklarla atılımı da hızlanır. Bunun için doktorunun aksini istemediği takdirde mutlaka emziriniz

Sarılık bebeğinizin gününe ve kilosuna göre dünya sağlık örgütünün belirlediği kritik değerleri aşıyorsa ışın tedavisi (fototerapi) ve hatta kan değişimi bile gerektirebileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Uyku Problemleri

Bebeğin bu yenidünyaya adapte olması için ona zaman tanıyın. Rahat bir uyku çekmesi için uyuma öncesi altını kontrol edin, beslenme üstünden birkaç saat geçti ise tekrar besleyin, ritim oluşturmak için aynı saatte yatırmaya çalışın, gevşemesini kolaylaştırmak için uyku öncesi banyo işe yarayabilir. Bebeğinizi uyuturken aynı müziği çalmanız ve aynı şarkıyı söylemeniz de onu uykuya hazırlayacaktır.

Bebeğinizi uyuturken aynı müziği dinletmeniz ve aynı şarkıyı söylemeniz de onu uykuya hazırlayacaktır.

Bazı bebekler anne karnındaki gibi sıkışık yattıklarında kendilerini daha güvende hissederken bir kısmı da bu yenidünyayı tanımak için serbestçe uyuyup dönmek ister. Bebeğinizin isteklerine saygılı olun. Odasına ışık şiddeti ayarlanabilen düğmeler takın, gereğinde ışığı kısarak odayı loş hale getirin.

Gündüz gece ayırımı için gündüz uykularını 2–3 saatle sınırlayın, gündüzleri daha fazla konuşun, dışarıda gezinti yapın, ; gece ise odasını karartın, daha az konuşup daha az uyarı verin.

İdeal uyku pozisyonu sırtüstü veya yandır. 1 yaştan önce yastık veya yorgan kullanmayın. Bebeği ayakları yatak ucuna gelecek şekilde yatırın, böylece başını yatak başına çarpmayacaktır.

Sık uyanıyorsa kollarınızda iyice dalana dek bekletin, ellerinizi bir süre altında veya yanağında tutun.

Çarşafın soğukluğundan rahatsız oluyorsa ince pazen çarşaf veya polar battaniye gibi daha yumuşak ve sıcak bir örtü kullanın.

Emzirdiğiniz koltuğu bebeğin yatağına yakın tutun ve yatağını hemen yatırılmaya hazır tutun.

Bebeği ayakta veya battaniye ile kesinlikle sallamaya alıştırmayın.

Bebeğin çok yorgun olmadığından ve gündüz yeteri kadar uyuduğundan emin olun. Çok yorgun bebek de uykuya dalmakta güçlük çeker.

Bebeğiniz anne karnında da duymaya başlar; bu nedenle her bebeğin tolere edebileceği ses düzeyi, hem doğumdan önce duymaya alıştığı ses düzeyi hem de bebeğin tercihine bağlıdır. Çok rahatsız oluyorsa sese yavaş yavaş alıştırmak daha doğrudur. Fondaki seslerden rahatsız olmayan bebeği de izole etmek gereksizdir.

Bu yazıyı paylaş:

Uzm. Dr. Erdem Uzunoğlu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Uzm. Dr. Erdem Uzunoğlu1992 senesinde temel tıp eğitimimi İstanbul Tıp Fakültesi’nde (Çapa) tamamladıktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nı kazanarak 1997’de  ihtisasımı tamamladım. 1997-1999 yılları arasında İstanbul Harp Akademileri’ndeki askerlik vazifemi tamamladığımdan beri Pediatri Uzmanı olarak çalışmaktayım. 2008 senesinden beridir de İstanbul Pediatri Merkezi‘nde hasta kabul ediyorum.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir